<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Şerif Erginbay ........ Şiir, Poetika, Metin Yazarlığı</title>
	<atom:link href="http://erginbay.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://erginbay.wordpress.com</link>
	<description>Metin Yazarlığı/ Reklam, Biyografi, Kitap, Broşür, Bülten, Slogan Metinleri. Web Sitesi Metinleri ve Revizyonu, Grafik Tasarım.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Jan 2012 21:22:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='erginbay.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://0.gravatar.com/blavatar/26dea21079fc4b0aef846cd0dc3b4b23?s=96&#038;d=http%3A%2F%2Fs2.wp.com%2Fi%2Fbuttonw-com.png</url>
		<title>Şerif Erginbay ........ Şiir, Poetika, Metin Yazarlığı</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://erginbay.wordpress.com/osd.xml" title="Şerif Erginbay ........ Şiir, Poetika, Metin Yazarlığı" />
	<atom:link rel='hub' href='http://erginbay.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>*MAELSTRÖM ÜSLUBU * ADORNO * ORHAN KOÇAK *EDGAR ALLAN POE * MAELSTRÖM&#8217;E İNİŞ</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2011/03/22/maelstrom-uslubu-adorno-orhan-kocak-edgar-allan-poe-maelstrome-inis/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2011/03/22/maelstrom-uslubu-adorno-orhan-kocak-edgar-allan-poe-maelstrome-inis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Mar 2011 20:30:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Adorno]]></category>
		<category><![CDATA[edgar allan poe]]></category>
		<category><![CDATA[maelström üslubu]]></category>
		<category><![CDATA[maelströme düşüç]]></category>
		<category><![CDATA[orhan kocak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=1093</guid>
		<description><![CDATA[ORHAN KOÇAK / MAELSTRÖM ÜSLUBU’NDAN: &#160; Adorno’nun yazılarında da bir tekrar eğilim var; Stravinsky’nin müziğinde eleştirdiği o “ilerleme eksikliğini” daha ilkel olana geri gitme isteğini, merkezi bir noktanın çevresinde kaprisli arabeskler çizme eğiliminin bir benzerini, kendi metinlerinde de görmek mümkün. Sadece hep aynı doğruya varışında değil, üslubunda, dehşetten donup kalmış tavrında da. &#160; Edgar Allan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=1093&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ORHAN KOÇAK / MAELSTRÖM ÜSLUBU’NDAN:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Adorno’nun yazılarında da bir tekrar eğilim var; Stravinsky’nin müziğinde eleştirdiği o “ilerleme eksikliğini” daha ilkel olana geri gitme isteğini, merkezi bir noktanın çevresinde kaprisli arabeskler çizme eğiliminin bir benzerini, kendi metinlerinde de görmek mümkün. Sadece hep aynı doğruya varışında değil, üslubunda, dehşetten donup kalmış tavrında da.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Edgar Allan Poe’nun “Maelström’e İniş” öyküsünde, yaşlı bir Norveçli balıkçı, bir gezgine Lofoden takımadaları arasındaki ünlü Maelström girdabını tanıtmaktadır. Yorgun düşmüştür. “Daha düne kadar” der sonunda, “bu yollarda en genç oğlum kadar kolaylıkla kılavuzluk edebilirdim; ama üç yıl önce, hiçbir faninin yaşamadığı bir olay geldi başıma –en azından hiç kimsenin sağ çıkamadığı bir olay. İşte o sırada yaşadığım altı saatlik dehşet, ruhça ve bedence çökertti beni. Beni çok yaşlı bir adam sanıyorsunuz –ama değilim. Eskiden simsiyah olan bu saçların ağarması için altı saat yetti, kolumun bacağımın güçsüzleşmesi, sinirlerimin harap olması hep o altı saat içinde oldu. En ufak zorlanmada tirtir titriyorum şimdi, gölgelerden bile ürker oldum.” Yaşlı adam üç yıl kadar önce, iki kardeşiyle birlikte balıktayken Maelström’e yakalanmış, her şeyi yutmak için açılan o devasa uçurumu görmüş, orada korkuyu, anlatılmaz dehşeti ve büyülenmeyi tatmıştır. Girdabın içinde kendi kayıklarından başka cisimler de vardır: Yüzyılların enkazı, parçalanmış, ufalanmış, ağır ağır dönmektedir. Kardeşleri yokolur, kendisi kurtulur, ama tanınmayacak kadar değişmiştir artık.</p>
<p>Adorno da bir kazazede. Yalnız saçlarıyla değil, bütün varlığıyla ağarmış gibi. Korku, dondurmuştur. Üslubu da bu korkuyu tekrarlayarak aşmak isteyenin davranışıdır. Tipik bir Adorno fragmanı, bir yanlışla başlar, bir kör noktayla. Bu yanlış, kendi iç hareketiyle, yavaşça geceden güne geçer gibi, doğruya dönüşür. İçkin eleştiri, yanlışın kendi yanlışlığını görmesini ve yerini doğruya bırakmasını sağlar. Bilgi mitten beslenir, kör inançtan. Aydınlık, karanlıktan kaçarken enerjisini de ondan alır. Aydınlanmanın diyalektiğidir bu. Mit, aydınlanmanın köklerini içinde taşır; aydınlanma da hep mite dönüşme tehlikesini içerir, uç noktasında yeni bir körlük halini alır. Bütün bilgi, kötü bir düşten uyanmaya benzer: Sabahın gri, iç karartıcı yarım aydınlığında, kabusun artık geride kaldığını düşünür insan, ama gerçeğin şekillerinin her an kabusa dönüşebileceğini de anlar. Dehşet yatışmıştır: Şimdilik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Adorno’nun Maelström üslubunun kaynaklarını faşizmin ve ll.Dünya Savaşı’nın dehşetinde arayanlar oldu. Daha eskiydi oysa, çok daha eski. Çevresine bir kez bakmış ve kör olmuştu Adorno. Bu körlük geçiciydi elbet; ama gördükleri de unutulur cinsten değildi: Yüzyılların vahşeti, o ilk kargıdan megaton bombaya uzanan çizgi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nietzche’ye göre, bazı bünyelerde şokları özümseme, sindirme yeteneği vardır. Kendisinin de böyle bir yeteneğe sahip olduğunu sanıyordu o, yaralanmakla ölmeyen, tersine daha da güçlenen biri olduğunu düşünüyordu… Adorno böyle değildi, sakat kaldı. Sakatlığını yazıyla aşmaya çalıştı. Korkuyu bastırırken yarattığı üslup vahşetten payını almıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(Orhan Koçak, Maelström Üslubu, Defter Dergisi, Sayı 5, 1988)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>***</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>EDGAR ALLAN POE / MEALSTRÖM’E İNİŞ</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>En yüksek kayanın tepesine varmıştık. İhtiyar adam birkaç dakika sessiz durdu, konuşamayacak kadar bitkin görünüyordu.</p>
<p>“Çok eskiden değil,” dedi sonunda, “birkaç yıl öncesine kadar, size bu yollarda, oğullarımın en küçüğü gibi hiç yorulmadan kılavuzluk edebilirdim; ama aşağı yukarı üç yıl önce başıma bir iş geldi, öyle bir iş ki daha hiçbir insanoğlunun başına gelmemiştir &#8211; ya da gelmiş olsa bile hiçbiri sağ kalmamış, gördüklerini anlatamamıştır &#8211; o zaman dayandığım altı saatlik öldürücü bir korku bende ne vücut bıraktı, ne de ruh. Beni çok yaşlı bir adam sanıyorsunuz &#8211; ama değilim. Simsiyah saçlarımın böyle bembeyaz olması, kollarımın, bacaklarımın dermansızlaşması, sinirlerimin gevşemesi, bütün bunlar bir tek günü bile doldurmadan olup bitmiş şeyler; öyle ki şimdi biraz güç harcasam titremeye başlıyorum, bir gölge görsem korkuyorum. Şu küçücük uçuruma bile başım dönmeden bakamadığımı söylesem, inanır mısınız?”</p>
<p>“Küçücük uçurum” &#8211; dinlenmek için kendisini onun kıyısına öyle dikkatsizce atmıştı ki vücudunun daha ağır bölümü boşlukta duruyordu; ihtiyarı aşağı düşmekten koruyan, sadece ta uca, kaygan kıyıya dayamış olduğu dirseğiydi &#8211; bu “küçük uçurum” aşağıdaki kayalık dünyadan, şöyle, beş yüz ya da altı yüz metre yükseklikte, pürüzsüz, kara kara parlayan, sarp bir uçurumdu. Yeryüzünde hiçbir şey beni onun kıyısına gitmeye zorlayamazdı, altı metre uzaklıktan daha yakına sokulmazdım. Yol arkadaşımın bu tehlikeli durumunu görünce öyle derin bir heyecana kapıldım ki yere boylu boyunca uzanıp çevremdeki çalılara sarıldım, gözlerimi gökyüzüne kaldırmaya cesaret edemedim &#8211; bir yandan da, kafama takılmış olan bir düşünceden, böylesine hızlı esen rüzgârın öfkesiyle dağın yerinden oynayacağı düşüncesinden kurtulmaya çabalıyordum. Oturup uzaklara bakacak kadar cesaret toplamam epeyce sürdü.</p>
<p>“Bu kuruntulardan kurtulmalısınız artık,” dedi kılavuz, “çünkü sizi buraya getirmemin nedeni o söz ettiğim işin nerede başıma geldiğini göstermekti &#8211; olan biten her şeyi, böyle hepsi gözünüzün önündeyken anlatmak istiyordum.”</p>
<p>“Biz şimdi,” diye devam etti, kendine has tavrıyla konuşuyordu</p>
<p>- “biz şimdi Norveç hududunun yakınlarındayız &#8211; altmış sekizinci enlem derecesinde &#8211; büyük Norland ilinde &#8211; ıssız Lofoden ilçesinde. Tepesinde oturduğumuz bu dağın adı Helseggen; yani Bulutlu. Şimdi şöyle biraz daha yukarı kalkın — başınız dönüyorsa otlara tutunun — şöyle — sonra şu aşağıdaki duman kuşağının üzerinden denize bakın.”</p>
<p>Aptal aptal baktım, denizi geniş bir alanda görüyordum; suların rengi öyle karanlıktı ki, aklıma hemen Mare Tenebrarum üzerine yazılanlar geldi. Hayal edilemeyecek kadar ıssız bir görünüşü vardı; insanı açındıran bir ıssızlık. Korkunç derecede kara, sarp uçurumlar, dünyayı çevreleyen kaleler gibi, kıyı boyunca göz alabildiğine uzanıyor, ardı arkası kesilmez çığlıklar atarak, haykırarak gelen dalgaların beyaz köpükleriyle yıkanırken, karanlık renkleri daha güçlü beliriyordu. Durduğumuz yerin tam karşısında, beş altı mil uzakta, küçük, çıplak bir ada görünüyordu; ya da, daha iyisi, çevresini saran dalgaların birbirine karışıp durulmasından yeri belli oluyordu diyelim. Kıyıya ondan iki mil daha yakında, daha küçük, yalçın, ıssız, başka bir ada vardı; çevresinde yer yer kaya yığınları yükseliyordu.</p>
<p>Okyanusun uzaktaki adayla kıyı arasındaki bölümü bir tuhaftı, içeri doğru sert bir rüzgâr esiyordu; engindeki bir yelkenli, gidişini çift kat camadana vurulmuş olan yan yelkenine bırakmış, sulara batıp çıkmaktaydı; ama okyanusun bu bölümünde belli bir kabarma, bir dalgalanma yoktu; sular çeşitli yönlere doğru kısa, hızlı, hırçın çırpınışlarla yayılıyordu — rüzgârın bir etkisi olmuyordu onlara. Kayaların çevresinden başka bir yerde de pek öyle köpüklenmiyorlardı.</p>
<p>&#8220;Şu uzaktaki adaya,&#8221; dedi ihtiyar adam, &#8220;Norveçliler Vurrgh Adası derler. Şu aradaki de Moskoe&#8217;dir. Kuzeye doğru bir mil ötedeki : Ambaaren. Şu görünenler : Isleen, Hotholm, Keildhelm, Suarven, bir de Buckholm. Ta ötede — Moskoe ile Vurrgh arasında — Otterholm, Flimen, Sandflesen, Stockholm var. Adaları böyle işte — ama ne akla hizmet ederek onlara böyle birer ad takmışlar, orası anlaşılacak gibi değil. Bir şey işitiyor musunuz? Bir değişme görüyor musunuz sularda?&#8221;</p>
<p>Aşağı yukarı on dakikadır Helseggen dağının tepesindeydik; Lofoden&#8217;in içerlerinden doğru tırmanmıştık buraya, o yüzden de tepeye varmadan denizi görememiştik, ihtiyar adam konuşurken, gittikçe artmakta olan bir uğultu duymaya başladım; Amerika&#8217;nın çayırlarında büyük sürüler halinde dolaşan yabanıl mandaların çıkardığı gürültüye benziyordu; aynı anda, aşağıda kararsızca kıpırdanmakta olan suların kaşla göz arasında durumlarını değiştirip doğuya doğru akmaya başladıklarını gördüm. Ben orada öyle bakarken bile, akıntının hızı korkunç bir şekilde artmaktaydı. Her an biraz daha hızlanıyor — biraz daha büyüyordu. Beş dakika içinde, bütün deniz, ta Vurrgh&#8217;a kadar, ateş püsküren, çılgın bir insana döndü; ama asıl gürültü Moskoe ile kıyı arasındaki sulardan geliyordu. Bu suların geniş yatağı birbirine karşı koyan binlerce küçük akıntıya bölünüp parçalanıyordu, çılgınca bir sarsılışla kasılıyor — kabarıyor, kaynıyor, sesler çıkarıyor — sayısız su burgaçları yaparak, doğuya doğru, görülmemiş bir hızla akıyordu; çok yüksekten dökülen çağlayanlardan başka hiçbir yerde sular bu kadar hızla akamazdı.</p>
<p>Birkaç dakika sonra önemli bir değişiklik daha oldu. Suların üstü düzleşti, burgaçlar birer birer yok oldular; bu arada, önceleri hiç de köpüklü olmayan yerlerde uzunlamasına köpük çizgileri belirmeye başladı. Bu çizgiler, sonunda büyük bir alana yayılarak birleşti, yok olan burgaçların dönüşlerine uyan bir akışla, çok daha büyük bir burgaç biçimini aldı. Derken — birdenbire — bu yeni burgaç iyice belirdi, çapı bir milden fazla bir çember oluverdi. Çevresini geniş, pırıl pırıl bir su kuşağı sardı; ama bir tek damlası bile korkunç kuyunun içine gitmiyordu; kuyunun içi huni biçimindeydi, gözün görebildiği kadar yeri pürüzsüz, parlak, kapkara bir duvar gibiydi; ufka kırk beş derecelik bir açıyla kavuşuyor, iki yana doğru baygın baygın yaslanarak hızla dönüyor, rüzgârlara karşı korkunç bir ses çıkarıyordu; yarı çığlık, yarı kükreyiş gibi bir ses; öyle ki kudretli Niagara Çağlayanı bile, göklere karşı acısını böyle haykıramazdı.</p>
<p>Dağ kökünden sarsıldı, kayalar sallandı. Kendimi yüzükoyun yere attım, sinirden titreyen cılız otlara sarıldım.</p>
<p>&#8220;Bu,&#8221; dedim, sonunda, ihtiyar adama — &#8220;bu büyük Maelström burgacından başka bir şey olamaz.&#8221;</p>
<p>&#8220;Öyle diyenler de vardır adına,&#8221; dedi. &#8220;Biz Norveçliler, Moskoe-ström deriz, ortadaki Moskoe adasından geliyor.&#8221;</p>
<p>Bu burgaç üzerine okumuş olduğum şeyler beni gördüklerime hazırlamış değildi. Jonas Ramus&#8217;un yazdıkları, gerçi hepsini inceden inceye anlatır, ama bu sahnenin büyüklüğünü, ya da korkunçluğunu duyurmaktan çok uzaktır — hele seyrederken insanı saran o yontulmamış şaşkınlık, yenilik duygusunu hiç veremez. Adı geçen yazar bu sulara nereden, ne zaman bakmış, bilmiyorum; ama bir fırtına sırasında, Helseggen tepesinden bakmamış olduğuna eminim. Anlattıkları, gerçeğin yanında çok güçsüz kalıyor; gene de bazı parçaları bilgi edinmek için okunabilir.</p>
<p>&#8220;Lofoden ile Moskoe arasında,&#8221; diyor Jonas Ramus, &#8220;suyun derinliği otuz altı kulaçla kırk kulaç kadardır; ama öbür yanda, Ver&#8217;e (Vurrgh&#8217;a) doğru, bu derinlik azalır; o kadar azalır ki bir tekne, en iyi havada bile kayalara oturmak tehlikesini göze almadan oradan geçemez. Sular kabardığı zaman, akıntı Lofoden ile Moskoe arasından hızla içerilere doğru ilerler, büyük bir gürültü çıkarır; ama asıl denize karıştığı yerde duyulan kükreyiş müthiştir, en gürültücü, en korkunç çağlayanlar bile öyle bir ses çıkaramaz; o kükreyiş millerce uzaktan işitilir; burgaçlar, ya da kuyular öylesine geniş, öylesine derindir ki kıyılarına bir gemi gelecek olsa, onu hemen içeri çeker, derinlere indirir, sonra dipteki kayalara çarpa çarpa paramparça ederler; sular durulunca geminin kalıntıları da yukarı çıkar. Ama bu durgunluk zamanları sadece suların yükselmeye, ya da çekilmeye başlayacağı sırada, sakin havalarda görülebilir, o da on beş dakika ya sürer ya sürmez, arkasından hemen coşkunluk başlar. Akıntının gürültüsü çoğalınca, hele fırtına da varsa, bir Norveç mili uzaklıktan daha yakınına gitmek tehlikelidir. Kayıklar, yatlar, gemiler dikkatsizlik edip ona yaklaştıkları için dibini boylamışlardır. Sık sık balinaların da ona yaklaştığı, akıntıya kapılınca kurtulmaya çalıştıkları görülür, ama kurtulamazlar; kuyuların içine gitmemek için boşuna savaşırlarken nasıl inlediklerini, bağırdıklarını anlatmak olanaksızdır. Bir kere de Lofoden&#8217;den Moskoe&#8217;ye doğru yüzen bir ayı kapılmış bu akıntıya, dibe doğru çekildiğini görünce öyle korkunç sesler çıkarmış ki kıyıdakiler bile duymuşlar. Koca çam kütükleri o kuyuların içine düşünce paramparça çıkarlar, sanki üstlerini kıl bürümüş gibi lif lif olurlar. Bu açıkça dipte sivri kayaların varlığını, kütüklerin onların arasında, sağa sola savrulmuş olduğunu gösterir. Akıntıyı denizin kabarıp çekilmesi ayarlamaktadır — sular, düzenli bir biçimde, altı saatlik aralarla alçalıp yükselir. 1645 yılında, papazların Sexagessima dedikleri Pazar gününün sabahında, erkenden, sular öyle müthiş bir gürültüyle coşup kabardı ki kıyıdaki evler yıkıldı.&#8221;</p>
<p>Suyun derinliğini nereden anlamış, bilmiyorum, burgacın yakınında böyle bir ölçme işine girişmek olacak şey değil. Bu &#8220;kırk kulaç&#8221; Moskoe&#8217;ye, ya da Lofoden&#8217;e yakın bir yerde, kıyıda yapılan bir ölçmeyle bulunmuş gibi görünüyor. Moskoe-ström&#8217;ün ortasındaki derinlik, ölçülemeyecek kadar fazla olsa gerek; Helseggen&#8217;in en yüksek tepesinden o burgacın içine şöyle bir bakmak bile bunu kanıtlamaya yeter. Dağın üstünde durmuş, aşağıda, inleyerek, alev alev akan bu cehennem ırmağına bakarken, Sayın Jonas Ramus&#8217;un, tam bir saflık içinde, balinaların, ayıların başına gelenleri, sanki inanılmayacak şeylermiş gibi anlatışını düşünerek gülümsüyordum; en büyük gemilerin bile, bu ölüm akıntısına bir kere kapılınca kasırgaya tutulmuş tüye benzeyecekleri, hemen yok olup gidecekleri açıkça görülüyordu.</p>
<p>Bu inanılmaz doğa olayının nedenlerini anlatmaya çalışan yazılar gözümde bütün değerlerini yitirmişlerdi — oysa onlardan bazılarını ilk okuduğum zaman pek akla yakın bulmuş olduğumu hatırlıyorum. Genel olarak kabul edilen inanca bakarsanız, Ferroe adalarının arasındaki öbür üç daha küçük burgaç gibi, bu burgacı yaratan &#8220;neden de suların alçalıp yükselmesinden başka bir şey değildir; dalgalar kabarırken kayaların, setlerin üzerinden aşıyor, sonra geri çekilmeleri gerekince, bir çağlayan gibi, aşağı doğru dökülmeye başlıyorlar; sular ne kadar yükselmişse bu dökülme de o kadar yüksekten oluyor; su burgacı, işte, bütün bu olayların doğal bir sonucudur; emme, içeri çekme gücü ise birçok denemelerle anlaşılmış bulunuyor.&#8221; — Bunlar Encyclopaedia Britannica&#8217;nın sözleri. Kircher ile daha birkaç kişi de, Maelström Boğazı’nın tam orta yerinde, dünyayı delip geçen bir kuyu, bir uçurum olduğunu düşlerler, bu deliğin öbür ucu çok uzaklardaymış — Bothnia burgacında olduğunu söyleyenler de vardır. Dağın tepesinde durmuş aşağılara bakarken aklıma bu düşünce geldi, gerçi saçmaydı, ama nerdeyse inanacaktım; kılavuza da anlattım; o zaten biliyormuş. Norveçlilerin pek çoğunun bu masala inanmakta olduğunu, kendisinin ise inanmadığını söyleyerek beni bayağı şaşırttı. Öbür açıklama biçimine gelince, onu bir türlü aklının almadığını söylüyordu; doğrusu artık ben de öyle düşünüyordum — çünkü kâğıt üstünde ne kadar inandırıcı olursa olsun, bu uçurumdaki gürültünün arasında bütün o açıklamalar insana anlaşılmaz, saçma şeylermiş gibi geliyordu.</p>
<p>&#8220;Artık iyice gördünüz nasıl döndüğünü suların,&#8221; dedi ihtiyar adam, &#8220;şu kayanın arkasına geçin, orası kuytudur, suyun gürültüsünü keser biraz; size bir öykü anlatacağım, öyle sanıyorum ki onu dinledikten sonra Moskoe-ström üzerine epeyce bir şeyler bildiğimi anlayacaksınız.&#8221;</p>
<p>Dediği yere geçtim, o devam etti.</p>
<p>&#8220;iki erkek kardeşimle benim çift direkli bir yelkenlimiz vardı, büyük bir balıkçı kayığı, aşağı yukarı yetmiş ton yük alırdı; Moskoe&#8217;nin ötesindeki adaların arasında, Vurrgh&#8217;un oralarda avlanırdık. Denizdeki bütün böyle güçlü burgaçlarda iyi balık çıkar, uygun zamanlarını bilmek, biraz da cesur olmak yeter; ama Lofoden kıyılarında yaşayanlar arasında sadece biz, üçümüz, anlattığım gibi, o adaların oraya gidip avlanmayı iş edinmiştik. Herkesin gittiği balık tarlaları güneyde, çok daha aşağılardadır. Orada her saat balık tutulabilir, bir tehlikesi de yoktur, onun için hep oraya giderler. Ama burada, bu kayaların arasında öyle yerler vardır ki, hem iyi, hem de bol ürün verir; biz, bir gün içinde, korkak balıkçıların bir haftada toplayacağından daha fazla balık çıkarırdık. Doğrusu tehlikeli bir oyun haline getirmiştik bunu — işgücü yerine hayatımızı koyuyor, korkusuzluğumuzu da sermaye olarak kullanıyorduk.</p>
<p>&#8220;Kayığımız kıyının aşağı yukarı beş mil yukarısındaki bir koyda dururdu; hava iyi oldu mu, on beş dakikalık durgunluğunu kollayıp Moskoe-ström&#8217;ü geçi- verirdik, sonra Otterholm, ya da Sandflesen yakınlarında bir yerde demirlerdik, oralarda, su çevrileri, başka yerlerdekine oranla daha güçsüzdür. Suların tekrar durulacağı zamana kadar, demirlediğimiz yerde avlanıp kayığı iyice doldurur, geri dönmeye hazırlanırdık. Gidip gelmemizi sağlayacak, yandan esen, devamlı bir rüzgâr olmazsa yola çıkmazdık — biz geri dönene kadar kesilmemesi gerekirdi — hani bu noktada yanıldığımız da pek az görülmüştür. Altı yıl boyunca, sadece iki kere, buralarda pek alışılmamış olan ölü havalar yüzünden, geceyi açıkta, demirli geçirmek zorunda kaldık; bir keresinde de tam bir hafta adaların ötesinden dönemedikti, açlıktan ölecektik az daha; tam akıntıyı geçip her zamanki yerlerimizden birinde demirlediğimiz sırada güçlü bir rüzgâr çıkarak suları kabartmış, dönüş yolumuzu kapatıvermişti. Bu durumda hepimiz denizin dibini boylardık, ne yapsak kurtaramazdık kendimizi (çünkü bulunduğumuz yerdeki su çevrileri de azmıştı, oradan oraya savruluyorduk, sonunda demirimiz de taramaya başlayınca, tamam oldu), ama talihimiz varmış — arada bir ortaya çıkıp sonradan kaybolan — sayısız küçük akıntılardan biri, bizi aldığı gibi, Flimen Adasının arkasına, rüzgârsız, kuytu bir yere atıverdi; kurtulduk.</p>
<p>&#8220;Size, altı yıl boyunca, bu bereketli balık tarlasında&#8217; karşılaştığımız bütün zorlukları anlatamam — iyi havalarda bile bin türlü tehlikesi olan kötü bir yerdir — ama Moskoe-ström&#8217;ün üzerinden geçerken hiç kazaya uğradığımız olmamıştı, o işi yağdan kıl çeker gibi başarırdık doğrusu; gene de akıntıya suların durulmasından bir dakika önce girdik mi, ya da çıkarken bir dakika geciktik mi, yüreğim ağzıma gelirdi. Bazen rüzgâr, yola çıkarken hesapladığımız kadar sert esmezdi, istediğimiz hızla gidemezdik, bir yandan da sular kayığın yönetimini elimizden almaya çalışırdı, epeyce korku çekerdik. Büyük ağabeyimin on sekiz yaşında bir oğlu, benim de sağlam yapılı iki erkek çocuğum vardı. Onların böyle zamanlarda bize çok yardımları dokunabilirdi, hızımızı artırmak için kürek çekerler, balık tutarken de işimize yararlardı — ama kendimiz her şeyi göze almış olduğumuz halde, bu gençleri tehlikeye atmaya bir türlü gönlümüz razı olmuyordu — çünkü şunu da söylemek gerek, giriştiğimiz iş korkunç derecede tehlikeliydi, bu bir gerçek.</p>
<p>&#8220;Size anlatacağım şeylerin üzerinden epeyce zaman geçti, birkaç gün sonra tam üç yıl olacak. 18— yılında, temmuzun onuncu günüydü; dünyanın bu yanında yaşayan insanlar hiçbir zaman unutamazlar o günü — çünkü göklerden kopup gelen kasırgaların en korkuncu, o gün kasıp kavurmuştu buraları. Üstelik o sabah, hatta öğleden sonra geç vakitlere kadar, güneyden doğru, tatlı, devamlı bir meltem esmişti, güneş pırıl pırıldı, öyle ki aramızdaki en yaşlı denizciler bile arkadan gelecek olan fırtınanın farkına varamamışlardı.</p>
<p>&#8220;Üçümüz — iki erkek kardeşimle ben — öğleden sonra saat ikiye doğru adaların oraya gitmiş, kısa zamanda kayığı balıkla doldurmuştuk; denizde o güne kadar görmediğimiz derecede bol av vardı. Tam yedide, saatime bakmıştım, iyice yükümüzü alıp geri dönmek üzere yola çıktık; akıntının en şiddetli yerini sular durulmuşken geçmek istiyorduk, yani saat sekizde. &#8220;Sancaktan doğru esmeye başlayan taze bir rüzgârla, bir zaman dalgaları yara yara hızla ilerledik; bir tehlikeyle karşılaşacağımız aklımıza bile gelmiyordu; çünkü gerçekten de böyle bir şey düşünmemiz için en basit bir neden yoktu. Derken, birdenbire, Helseggen üzerinden kopup gelen bir rüzgârla geri savrulduk. Bu olağanüstü bir şeydi — hiç böylesi gelmemişti başımıza — nedenini kestiremediğim bir sıkıntı duymaya başladım. Kayığı rüzgâra ayarladık, ama bir türlü ilerleyemiyorduk; tam demir aldığımız yere dönmeyi önereceğim sırada, bir de arkamıza baktık ki, bütün ufuk, insanı şaşırtan bir hızla yükselen bakır rengi bir bulutla, boydan boya örtülmüş.</p>
<p>&#8220;Bu arada yolumuzu kesen sağnak geçip gitti, olduğumuz yerde, rüzgârsız, kalakaldık. Bütün bu işler bize düşünmek fırsatı verecek kadar uzun sürmedi. Bir dakika içinde fırtına çevremizi sarıverdi — daha ikinci dakika dolmadan gökyüzü büsbütün kapanmıştı — bulutların, savrulan suların altında, her yer o kadar karardı ki kayıkta birbirimizi göremez olduk.</p>
<p>&#8220;O kasırgayı anlatmaya çalışmak aptallıktır. Norveç&#8217;in en yaşlı denizcileri bile öyle bir şey görmüş değillerdi. Bir acele yelkenleri çözmüştük; ama daha ilk üfleyişinde, iki direği de diplerinden testereyle kesilmiş gibi alıp götürüverdi — ana direkle birlikte, dalgalara kapılmamak için kendini ona bağlamış olan küçük kardeşim de gitti.</p>
<p>&#8220;Kayığımız görülmemiş derecede hafifti. Güvertesi dümdüzdü, sadece pruvada, önde, küçük bir ambar kapağı vardı, Ström&#8217;ü geçerken denizin oynaklığına karşı bir önlem olarak bu kapağı kapardık. Eğer öyle olmasaydı yüzde yüz batmıştık — çünkü bir zaman suların içinde gömülü kaldık. Ağabeyim dalgaların altından nasıl sağ çıktı, bilmiyorum, bunu sorup öğrenecek fırsatı hiçbir zaman ele geçiremedim. Bana gelince, ön yelkeni çözer çözmez kendimi yüzükoyun güvertenin üstüne attım, ayaklarımı pruvanın dar küpeştesine dayamış, ellerimle de ön direğin dibindeki demir halkaya tutunmuştum. Beni bütün bunları yapmaya zorlayan sadece bir içgüdüydü — doğrusu, yapabileceğim en iyi hareketleri de yapmıştım — yoksa şaşkınlıktan düşünecek halde değildim.</p>
<p>&#8220;Dediğim gibi, bir zaman bütün bütün suyun içinde kaldık, nefesimi tutup demir halkaya sıkıca sarıldım. Havasızlığa dayanamayacağımı anlayınca, halkayı bırakmadan dizlerimin üzerinde doğruldum, böylece kafam suyun dışına çıktı. O sırada küçük kayığımız, tıpkı ıslak bir köpeğin yaptığı gibi şöyle bir titreyerek kendini salardan kurtardı. Şaşkınlığımı geçiştirip, ne yapmam gerektiğini anlamak için duyularımı toparlamaya çalışırken, birinin koluma sarıldığını hissettim. Ağabeyimdi, ta içimden gelen bir sevinçle yüreğim ferahladı, onun denize düştüğünü sanıyordum — ama bir an sonra bu sevinç korkuya döndü — çünkü ağzını kulağıma yaklaştırmış, şu kelimeyi haykırmıştı — &#8216; Moskoe-ström!&#8217;</p>
<p>&#8220;O anda neler hissettiğimi kimseler bilemez. Müthiş bir sıtma nöbetine tutulmuş gibi, tepeden tırnağa titredim. Bu tek kelimeyle ne demek istediğini iyice biliyordum — anlatmak istediği şeyi biliyordum. Önünde sürüklendiğimiz rüzgârla, Ström&#8217;ün burgacına doğru gidiyorduk, hiçbir şey kurtaramazdı bizi artık!</p>
<p>&#8220;Belki sözlerimden anlamışsınızdır, akıntının yatağından geçeceğimiz zaman, hava iyi bile olsa burgacın çok yukarılarına gider, sonra da, işte, orada, suların durulmasını beklerdik — ama bu kez doğru kuyunun üstüne gidiyorduk, hem de öyle bir kasırgada! &#8216;Herhalde&#8217; diye düşündüm, tam suların durulduğu zamanda varacağız oraya — gene bir umuttur bu&#8217; — ama bir an geçince böyle bir umut beslemek aptallığına kapıldığım için kendime sövdüm. Sonumuz gelmişti, biliyordum; doksan toplu gemilerin on katı büyüklükte bile olsak, gene de kurtulamazdık bundan.</p>
<p>&#8220;Bu sırada fırtınanın ilk hızı geçmişti; ya da onun önüne katılmış sürüklenmekte olduğumuz için biz eskisi kadar farkına varmıyorduk; ama gene de bir değişiklik vardı, önce rüzgârın önünde sinmiş olan, köpüklene köpüklene dümdüz uzanan sular, dağlar gibi yükselmeye başlamıştı. Göklerde de bir değişiklik olmuştu. Gerçi her yan gene eskisi gibi katran rengin- deydi, ama tepeye yakın bir yerde, birdenbire, yuvarlak, tertemiz bir gök parçası biçimlenmişti — hiç görmediğim kadar temiz — parlak, koyu bir mavi — ve oradan, bulutların arasından, testekerlek bir ay ışıklarını saçmaya başlamıştı; onun böylesine göz kamaştırıcı bir parlaklığı, bir güzelliği olduğunu bilemezdim. Çevremizdeki her şeyi iyice aydınlatıyordu — ama, ah Tanrım, ne aydınlatılacak bir görünümdü bu!</p>
<p>&#8220;Bir iki kere ağabeyimle konuşmaya davrandım — ama, ne olmuşsa olmuş, gürültü o kadar artmıştı ki kulağının içine avazım çıktığı kadar bağırdığım halde, tek kelime bile duyuramadım. O sırada ağabeyim başını salladı — yüzünü bir ölüm solukluğu kaplamıştı — &#8216;dinle!&#8217; der gibi, parmaklarından birini kaldırdı.</p>
<p>&#8220;Önce, ne demek istediğini, ne anlatmaya çalıştığını kestiremedim — derken, korkunç bir düşünce çaktı beynimde. Saatimi cebimden çıkardım, işlemiyordu. Ay ışığında baktım, sonra onu denize fırlatırken gözlerimden yaşlar boşandı, Tam yedide durmuştu! 0 yüzden suların durgunluk zamanını geçirmiştik, Ström&#8217;ün burgacı hızını almış olmalıydı!</p>
<p>&#8220;Bir kayık iyi yapılmış, dengesi iyi kurulmuş olursa, yükü de çok değilse, güçlü bir rüzgârla, pupasına giderken, dalgalar altından kayı kayıverir — toprak insanları pek şaşarlar buna — işte denizcilik dilinde bu gidişe sekmek deniyor.</p>
<p>&#8220;O ana kadar dalgaların üzerinden sekerek ilerlemiştik; derken dev gibi bir dalga bizi arkadan doğru kavradığı gibi yukarı kaldırıverdi — yukarı — yukarı — sanki gökyüzüne çıktık. Bir dalganın bu kadar yükselebileceğine taş çatlasa inanmazdım. Sonra sürüklenip kayarak alçaldık, midem bulandı, sersemledim, sanki bir düşte çok yüksek bir dağın tepesinden düşmüş gibi oldum. Ama tam yukardayken çevreme şöyle bir göz atmıştım — bu kısacık bakış yetti bana. Bir an içinde nerede olduğumuzu kestirdim. Moskoe- ström&#8217;ün burgacı, bir milin ancak dörtte biri kadar uzağımızdaydı — ama, o günkü hali, her zamanki Moskoe-ström&#8217;e, şu gördüğümüz akıntının, bir değirmeni döndüren suların akıntısına benzediğinden daha fazla benzemiyordu. Nerede olduğumuzu, ne ile karşılaşacağımızı bilmeseydim, onu tanıyamazdım bile. Gözlerim korkuyla kendiliklerinden kapanıverdi. Gözkapaklarım kasılarak birbirine kenetlenmişti.</p>
<p>&#8220;İki dakika geçmeden, dalgaların yarıldığını, her yanımızı köpüklerin sardığını gördük. Kayık, iskelesine doğru keskin bir yarım dönüş yaparak şimşek gibi ileri atıldı. O anda suların gürültüsü tiz bir çığlık içinde boğuldu — sanki binlerce buharlı gemi bir araya gelmiş, hep birlikte düdüklerini çalmaya başlamışlardı. Burgacın çevresini saran köpük kuşağının içindeydik; bir an sonra boşluğa yuvarlanacağımızı düşündüm; akla sığmayacak bir hızla sürüklendiğimiz için, tam kıyısında olduğumuz kuyunun derinliğini doğru dürüst göremiyorduk. Kayık suya bütün bütün gömülmüş değildi, bir hava kabarcığı gibi dalgaların üzerinde akıp gidiyordu. Burgaç sancak tarafımızdaydı, iskele tarafımızda ise okyanusun suları yükseliyordu. Bu sular ufukla bizim aramıza çekilmiş, durmadan dönen büyük bir duvar gibiydi.</p>
<p>&#8220;Belki tuhaf görünecek ama burgacın kıyısında, önceki halime oranla kendimi çok daha sakinlemiş hissediyordum. Artık bir umudum kalmadığı için aklımı başımdan alan korkuların birçoğundan kurtulmuştum. Önceleri sinirlerimin o kadar gerilmesine içimde beslediğim boş umutlar neden olmuştu.</p>
<p>&#8220;Şimdi siz övündüğümü sanacaksınız — ama doğruyu söylüyorum —; böyle ölmenin ne ulu bir şey olduğunu düşünmeye başlamıştım; Tanrının gücünü gösteren, böyle, eşi bulunmaz bir görünüm karşısında, benim kendi canımın derdine düşmüş olmam ne bayağıca, ne aptalca bir işti. Aklımdan bu düşünceler geçerken, utancımdan yüzüm kızarıyordu. Biraz sonra, içimde, burgaca karşı dayanılmaz bir merak uyandı. Onun derinliklerini görmek istiyordum, gerçi bu benim için ölüm demekti, ama aldırmıyordum; başlıca üzüntüm göreceğim şeyleri kıyıda yaşlı arkadaşlarıma hiçbir zaman anlatamayacak olmamdı. Bunlar, kuşkusuz, öyle bir durumda insanın aklını oyalamak için çok basit, çok garip şeylerdi — arada bir düşünürüm de kuyunun çevresinde dönüşümüz beni biraz sersemletmiş olacak.</p>
<p>&#8220;Buna karşılık başka bir olay da düşüncelerime düzen vermeye çalışıyordu; rüzgâr kesilmişti, daha doğrusu bulunduğumuz yere gelemiyordu — çünkü, siz de gördünüz, köpük kuşağı denizin yüzünden epeyce aşağıdadır, öyle olduğu için de okyanus üzerimizde kocaman, kara bir dağ gibi yükseliyordu. Eğer hiç denizde fırtınaya tutulmadınızsa rüzgârlarla savrulan suların, insanın kafasını nasıl karmakarışık ettiğini bilemezsiniz. Gözleriniz görmez, kulaklarınız duymaz olur, nefes alamazsınız, hareket edecek, ya da düşünecek gücünüz kalmaz. İşte biz bunlardan kurtulmuştuk — tıpkı ölüm yargısı giymiş suçluların, cezaevlerinde biraz daha rahat hareket etmelerine, ufak tefek yasakları çiğnemelerine göz yumulması gibi.</p>
<p>Kuşağın çevresini ne kadarda döndüğümüzü söyleyemeyeceğim, bilmiyorum. Belki bir saat, durmadan döndük, gittikçe köpük kuşağın ortasına, kuyunun korkunç kıyısına doğru yaklaşıyor, suların üzerinde adeta uçuyorduk. Bütün bu işler olurken, demir halkayı hiç bırakmadım. Ağabeyim arkadaydı, güverteye sıkı sıkı bağlı olan küçük bir su fıçısına tutunuyordu, fırtınanın üstümüze inişiyle birlikte, güvertede o fıçıdan başka hiçbir şey kalmamıştı. Kuyunun ağzına yaklaştığımız sırada ağabeyim fıçıyı bırakıp demir halkaya uzandı, ama halkada ikimize de yetecek yer olmadığı için, korkusundan gelen bir acıyla kıvranarak benim ellerimi çözmeye çalıştı. Gerçi bu hareketi yaparken onun artık bir deli olduğunu — korkuyla aklını oynatmış, çıldırmış olduğunu — biliyordum, ama gene de içimde derin bir üzüntü duydum, hayatımda hiçbir zaman o kadar üzülmüş olduğumu hatırlamıyorum. Karşı koymadım. Halkaya onun tutunması, ya da benim tutunmam, hiçbir şeyi değiştirecek değildi; demiri bırakıp arkaya, fıçının oraya gittim. Kayık hızını azaltıp çoğaltmadan, sadece burgacın geniş kıvrılışlarıyla ileri geri sallanarak dümdüz ilerlediği için, bu işi yapmam zor olmadı. Tam fıçıya tutunduğum sırada sancak tarafına doğru ani bir yalpa vurup boşluğa yuvarlandık. Hemen bir dua mırıldandım, her şey bitmişti artık.</p>
<p>&#8220;Düşüşün verdiği, insanın içini kaldıran bir duyguyla gözlerimi yummuş, fıçıya sıkı sıkı sarılmıştım. Saniyelerce, gözlerimi açmaya cesaret edemedim — bir anda öleceğimi sanmıştım, ama daha çevremi sular sarmamış, bir ölüm çekişmesi başlamamıştı. Saniyeler, saniyeler geçti. Hâlâ yaşıyordum. Düşüşün verdiği duygu da kesilmişti; kayığın hareketleri tıpkı köpük kuşağında olduğu gibiydi, sadece biraz daha yana yatmıştı. Cesaretimi toplayıp gözlerimi açtım.</p>
<p>&#8220;Çevreme bakarken duyduğum korkuyu, şaşkınlığı, hayranlığı hiçbir zaman unutamayacağım. Kayık geniş, derin bir huninin yuvarlak duvarında, tam orta yerde, sanki sihirlenmiş gibi asılıp kalmış, durmadan dönüyordu; insan o yuvarlak, pürüzsüz duvarı — öylesine şaşırtıcı bir hızla dönmese, pırıl pırıl ışıklar saçmasa — abanozdan yapılmış sanırdı; bulutların arasındaki yuvarlak açıklıktan görülen testekerlek ayın ışıkları kuyunun duvarlarına vuruyor, ta derinlere, en kuytu köşelere kadar uzanıyordu.</p>
<p>&#8220;Hiçbir şeyi doğru dürüst göremeyecek kadar şaşkın bir haldeydim. Gözüme sadece korkunç bir büyüklük, ululuk çarpmıştı. Biraz kendimi toparlayınca aşağılara doğru baktım. Kayığın suların üstündeki durumu, kuyunun dibini görmeme engel olmuyordu. Dümdüz bir çizgi üzerinde ilerliyorduk — yani güverte suyun yüzüne paraleldi — ama sular kırk beş dereceden fazla bir açıyla dibe doğru indikleri için, biz de yana yatmış gibi görünüyorduk. Şunu da söyleyeyim, o yatık durumda fıçıya tutunup durmak, suların yatay olduğu zamankine kıyasla, daha zor değildi; öyle sanıyorum ki bunun nedeni de hızla dönmekte oluşumuzdu.</p>
<p>&#8220;Ayın ışıkları sanki derin burgacın dibini araştırıyordu; ama gene de, aşağıdaki her şeyi saran kalın sis yüzünden oraları açık seçik göremiyordum; sisin üzerinde ise Müslümanların Zaman ile Sonsuzluğu bağlayan tek yol olduğunu söyledikleri daracık, oynak köprüye benzeyen, eşsiz bir gökkuşağı vardı. Bu sis, ya da su damlacıkları, kuşkusuz, huninin büyük duvarlarının ta dipte birbirine çarpmasından doğuyordu — ama o sisin içinden göklere doğru yükselen gürültüyü anlatmaya cesaret edemeyeceğim.</p>
<p>&#8220;Tepedeki köpük kuşağından boşluğa ilk kayışımız, bizi epeyce aşağılara indirmişti; ama artık düşüşümüz o kadar hızlı olmuyordu. Durmadan dönüyor, dönüyorduk — öyle hiç değişmeyen, tek düzenli bir hareketle değil — kayığı bazen sadece birkaç yüz metre, bazen de burgacın bütün çevresi boyunca savuran — sersemletici sallanış ve sarsılışlarla dönüyorduk. Her dönüşle birlikte biraz daha aşağı iniyorduk, gerçi bu iniş pek yavaştı, ama iyice belli oluyordu.</p>
<p>&#8220;Üstünde böylece sürüklendiğimiz geniş, abanoz rengi sulara, çevreme bir baktım; burgacın içinde kayığımızdan başka şeyler de vardı. Hem üstümüzde, hem altımızda, gemi parçaları, koca koca kalaslar, ağaç kütükleri, kırık dökük ev eşyaları, kutular, küçük fıçılar, fıçı tahtaları görünüyordu. Korkularımın yerini almış olan tuhaf merakımı daha önce anlatmıştım. Ben ölümüme doğru yakınlaştıkça bu merakım da artıyordu sanki. Garip bir ilgi duyarak bizimle birlikte dönen şeylere bakıyordum, iyice aklımı oynatmış olmalıyım, çünkü onların aşağıdaki köpüklere doğru düşüş hızları arasında oranlamalar yapmaya çalışıyor, bundan kendime bir eğlence çıkarmaya uğraşıyordum. Derken bir baktım şöyle bir şeyler söylüyorum : &#8216;Şimdi sıra şu çam ağacında, hepsinden önce o dalıp kaybolacak.&#8217; — ama bir Alman ticaret gemisinin kalıntıları onu geçip suların içinde daha önce yok olunca bayağı üzülüyordum. Sonunda, böyle birkaç oranlama yapıp hepsinde yanıldıktan sonra — bu olay, yani arkası arkasına hep yanılmış olmam kafama bir dizi düşünce getirdi; kollarım, bacaklarım yeniden titremeye, kalbim bir kere daha hızlı hızlı atmaya başladı.</p>
<p>&#8220;Beni böyle sarsan yeni bir korku değil, içimde bir umudun doğmasıydı. Bu umut yarı hatırlama gücümün, yarı da gördüğüm olayların etkisiyle oluşmuştu. Moskoe-ström&#8217;ün içine düşen, dışarı fırlatıldıktan sonra da, Lofoden kıyılarına vuran çeşitli şeyleri hatırlamıştım. Bunların çoğu paramparça olurdu —kuyunun dibinde öyle didiklenir, öyle hırpalanırlardı ki üst üste yapıştırılmış kıymık kümelerine dönerlerdi — ama buna karşılık, iyice hatırlıyorum, bazıları da hiç parçalanmaz, biçimleri bile bozulmazdı. Bu olayı şöyle açıklıyordum : parçalananlar kuyunun ta derinlerine inmiş, iyice yutulmuş olanlardı — öbürleri ise burgaca geç girmişlerdi, ya da herhangi bir nedenle, girdikten sonra düşüşleri daha yavaş olmuştu; o yüzden de dibe kadar inmelerine kalmadan, suların değişme zamanı, durgunluk zamanı gelmişti. Her ikisi de olabilirdi; burgaca geç girmek, ya da düşüş hızının azlığı, parçalanmadan suyun yüzüne çıkmaya neden olabilirdi. Bundan başka üç önemli şeye daha dikkat etmiştim. Birincisi : genel olarak, bir cisim ne kadar büyükse o kadar hızlı düşüyordu — ikincisi : aynı büyüklükteki iki cisimden biri küre biçiminde ise, öbürünün biçimi ne olursa olsun, küre daha hızlı düşüyordu — üçüncüsü : aynı büyüklükteki iki cisimden biri silindir biçiminde ise, öbürünün biçimi ne olursa olsun, silindir daha yavaş düşüyordu. Kurtuluşumdan sonra, kasabamızdaki ihtiyar bir öğretmenle, bu konu üzerinde, birkaç kere konuşmuştuk; &#8216;silindir&#8217; ve &#8216;küre&#8217; kelimelerini ondan öğrendim. Nasıl açıkladığını hatırlayamayacağım — ama bu gördüğüm şeylerin, yüzen cisimlerin biçimlerinden doğan doğal sonuçlar olduğunu söylemişti — sonra, bir burgaç içindeki silindirin, biçimleri başka olan eşit büyüklükteki cisimlere oranla neden emilmeye karşı daha fazla direnç gösterdiğini, neden daha zor aşağı indiğini de anlatmıştı. (Bak. Archimedes, “De Incidentibus in Fluido” &#8211; 2. kitap.)</p>
<p>&#8220;Dikkatimi çeken o üç önemli şeyi iyice güçlendiren bir olay vardı ki, beni, onları göz önünde tutarak hemen harekete geçmeye zorluyordu; her dönüşümüzde, fıçı gibi, ya da bir geminin sereni, ana direği gibi şeylerin yanından geçiyorduk; üstelik gözlerimi ilk açtığımda bizim düzeyimizde olan cisimlerin birçoğu da burgacın ta yukarılarında kalmışlardı, sanki hiç alçalmıyor gibiydiler.</p>
<p>&#8220;Artık yapacağımı biliyordum. Kendimi tutunmakta olduğum su fıçısına sıkı sıkıya bağlayacak, sonra da onu güverteden çözüp suların içine atılacaktım. Çeşitli işaretlerle ağabeyimin dikkatini üzerime çektim, yanımız sıra yüzen fıçıları gösterdim; ne yapmak istediğimi ona da anlatmak için elimden gelen çabayı harcadım. Sonunda niyetimi anladı sanıyorum — ama, her nedense, umutsuzca başını salladı, demir halkadan ayrılmayı kabul etmiyordu. Yanına gitmem olacak iş değildi; daha fazla gecikemezdim; böylece, acı bir iç çabalaması sonunda, onu yazgısına bıraktım; kendimi fıçıya bağladım — fıçıyı güverteye tutturan ipleri çözerek yapmıştım bu işi — sonra bir an bile duralamadan denize atıldım.</p>
<p>&#8220;Sonuç tam umduğum gibi çıktı. Bu öyküyü şimdi size ben anlattığıma göre — görüyorsunuz kurtulmuş bulunuyorum — kurtuluşumun ne yolda olduğunu da anlamışsınızdır artık, bundan sonra söyleyeceklerimi aşağı yukarı tahmin edebilirsiniz — onun için öykümü kısa keseceğim. Ben ayrıldıktan bir saat ya da ona yakın bir süre sonra dibe inen kayığımız birbiri ardına, hızla üç dört sert dönüş yaparak, sevgili ağabeyimle birlikte, tepe üstü aşağıdaki köpüklerin içine daldı. Bağlı olduğum fıçı, burgaçtaki büyük değişiklik başlayana kadar, kayıktan atladığım yerle kuyunun dibi arasındaki uzaklığın yarısını biraz geçmişti. Geniş huninin duvarlarındaki eğiklik gitgide azalıyordu. Dönüşünün hızı da gitgide hafiflemekteydi. Derece derece köpükler ile gökkuşağı yok oldu, burgacın dibi yavaş yavaş yükselmeye başladı. Gökyüzü açılmış, rüzgâr durulmuştu, batıda ay pırıl pırıl alçalıyordu; kendimi suların yüzünde buldum; çevreme baktım; orada, bulunduğum yerde, biraz önce Moskoe-ström&#8217;ün burgacı vardı. Durgunluk zamanıydı — ama deniz, kasırganın etkisiyle, hâlâ, dağ gibi dalgalarla kabarıyordu. Ström&#8217;ün akıntısına kapılmıştım, beş dakika içinde, kıyı boyunca akarak balık &#8216;tarlalarının&#8217; oraya geliverdim. Bir kayığa aldılar beni — yorgunluktan bitkindim — üstelik (artık tehlike de geçmiş olduğu için) başıma gelenleri hatırlamanın yarattığı bir korkuyla dilim de tutulmuştu. Beni güverteye çıkaranlar eski dostlarım, her günkü arkadaşlarımdı — ama sanki cinler âleminden gelen bir yolcuymuşum gibi, kim olduğumu bilemediler. Bir gün önce karga kanadı gibi simsiyah olan saçlarım, şu anda gördüğünüz kadar beyazlaşmıştı. Yüzümdeki ifadenin de büsbütün değişmiş olduğunu söylüyorlar. Bu öyküyü anlattım onlara — inanmadılar. Şimdi de size anlatıyorum — ama bütün bunların doğruluğuna, Loforden&#8217;in şakacı balıkçılarından daha fazla bir inanç besleyeceğinizi de pek ummuyorum.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>EDGAR ALLAN POE</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<br />Filed under: <a href='http://erginbay.wordpress.com/category/yazi-siirsecki/sectigim-yazilar/'>*seçtiğim yazılar</a> Tagged: <a href='http://erginbay.wordpress.com/tag/adorno/'>Adorno</a>, <a href='http://erginbay.wordpress.com/tag/edgar-allan-poe/'>edgar allan poe</a>, <a href='http://erginbay.wordpress.com/tag/maelstrom-uslubu/'>maelström üslubu</a>, <a href='http://erginbay.wordpress.com/tag/maelstrome-dusuc/'>maelströme düşüç</a>, <a href='http://erginbay.wordpress.com/tag/orhan-kocak/'>orhan kocak</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/1093/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/1093/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/1093/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/1093/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/1093/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/1093/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/1093/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/1093/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/1093/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/1093/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/1093/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/1093/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/1093/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/1093/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=1093&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2011/03/22/maelstrom-uslubu-adorno-orhan-kocak-edgar-allan-poe-maelstrome-inis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<georss:point>36.884140 30.705630</georss:point>
		<geo:lat>36.884140</geo:lat>
		<geo:long>30.705630</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Marcos-Marquez röportajı ve Yıldırım Türker&#8217;in Yazısı</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2011/01/26/marcosun-dili-yildirim-turker/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2011/01/26/marcosun-dili-yildirim-turker/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Jan 2011 14:56:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=1073</guid>
		<description><![CDATA[Marcos-Marquez röportajı için tıklayınız. MARCOS&#8217;UN DİLİ / YILDIRIM TÜRKER Hayatın küçük lütufları, tam da göğsünüzün iyice karardığı, bulutlandığınız anlarda elinizden tutuverir. Başınızı okşar. Çoktan tükendi sandığınız yaşama iştahınızı bir anda coşturur. Hayatı yaşanılası kılan, o küçük lütuflarıdır. Küçük olmalarının nedeni, ıskalanmaya, kanıksanıp görmezden gelinmeye yatkın oluşlarındandır. İktidarın uğultulu itiş kakışı içinde pekâlâ es geçilebildiklerinden. Vakitsizliğe [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=1073&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align:center;"><strong><a title="Marcos ile Marquez'in Yaptığı Röportaj" href="http://erginbay.files.wordpress.com/2011/01/marcos-marquez-roportaj.pdf" target="_blank">Marcos-Marquez röportajı için tıklayınız</a>.</strong></h2>
<p style="text-align:center;"><a href="http://erginbay.files.wordpress.com/2011/01/marcos-marquez-roportaj.pdf" target="_blank"><img class="aligncenter size-full wp-image-1083" title="MARQUEZ ile MARCOS RÖPORTAJI İÇİN TIKLAYINIZ" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2011/01/mexico13.jpg?w=390&#038;h=219" alt="" width="390" height="219" /></a></p>
<p>MARCOS&#8217;UN DİLİ / YILDIRIM TÜRKER</p>
<p>Hayatın küçük lütufları, tam da göğsünüzün iyice karardığı, bulutlandığınız anlarda elinizden tutuverir. Başınızı okşar. Çoktan tükendi sandığınız yaşama iştahınızı bir anda coşturur. Hayatı yaşanılası kılan, o küçük lütuflarıdır. Küçük olmalarının nedeni, ıskalanmaya, kanıksanıp görmezden gelinmeye yatkın oluşlarındandır. İktidarın uğultulu itiş kakışı içinde pekâlâ es geçilebildiklerinden. Vakitsizliğe kolayca kurban edilebilirliklerinden.</p>
<p>Hayatın küçük lütufları, dişidir. Onlara açık olmak güçlendirir ama iktidar sahibi yapmaz insanı.</p>
<p>Gabriel Garcia Marquez’in Subcomandante Marcos’la yaptığı söyleşiyi bulup okuyun.</p>
<p>20 yıldır yerlilerle birlikte Lacando’nun ormanlarında yaşayan, Meksika’nın, Latin Amerika’nın, giderek dünyanın kaderi üstüne taptaze, çıtır çıtır bir dil üreten güzel gözlü Marcos’un anlattıkları iyileştirir sizi de. “Herkes çoğunluğun adına konuştuğunu sanıyor ama biz azınlık adına konuşuyoruz” diyor. Mücadelesi, dinamiğini azınlıkların temsili sorunsalından alıyor.Çelişkiyi, yerleşik düzenin ‘mesai saati’yle yerlilerin ‘kum saati’ arasındaki uyumsuzluk olarak gördüğünü söylüyor. Dünyanın mesai saatine kayıtsız şartsız ayak uydurmaya yanaşmayacaklarını tekrarlıyor.</p>
<p><strong>Edebiyatla Büyüdü</strong></p>
<p>Dünya solunun tıkanmış diline karşı iktidara aday olmayan, uzun vadede tamamıyla iktidarsızlaştırılmış bir dünya için yontulan dişi bir dil.</p>
<p>O dilde hamasetin en ufak tınısına, şahadetle beslenen şanlı savaş lehçesine yer yok.</p>
<p>Öncelikle edebiyatla büyüdüğünü, 12 yaşına bastığında kendisine hediye edilen güzel ciltli ‘Don Kişot’un, Shakespeare’in, Lorca’nın, sonra Llosa’nın, Marquez’in ve diğer Latin Amerikalı yazarların kendi suç ortakları olduğunu söylüyor. “Edebiyat, içinde barındırdığı sarkazm ve mizahla bizi Marx ve Engels için işe yaramaz kılmıştı” diyor. Daha sonra okumuş onları. Ama “Arkadaşlarınız sizi komünist olarak görüyor mu” sorusuna, “Hayır, sanmıyorum. Ancak, beni bir turba benzetirlerdi. Dışı kırmızı, içi beyaz” diye cevap veriyor. Yazmakta olduğu kitabı anlatırken “Felsefemizde ne kadar çok çelişkiyi barındırdığımızı anlatmayı deneyeceğim” diyor. “Bir devrimci ordunun neden iktidarı ele geçirmek istemediğini, bir ordunun görevi olmasına rağmen neden savaşmadığını yazmaya çalışacağım.”</p>
<p>Marcos’un başucu kitaplarından olduğunu söylediği, Lorca’nın ‘Çingene Romancerosu’nu açıyorum. “Geniş sümbül eteğiyle ay / geldi demirci ocağına. / Oğlan aya bakar, bakar hep / oğlan öyle kalakalmış da.” dizeleriyle başlayan.</p>
<p>Özgürlüğün sınırı, düşgücü! Yüzde yüz sivil, yüzde yüz hülyalı bir dilin kışkırttığı düşgücüyle genişler özgürlüğün ufku.</p>
<p>Şefkati, şiddeti denetimsiz</p>
<p>Marcos’un örneğini verdiği o dişi dil nasıl bir şey öyleyse?</p>
<p>Çapkın bir dil, öncelikle. Şefkati, şiddeti denetimsiz.</p>
<p>Doğurgan; bütün ihtimallere ve imkânlara açık.</p>
<p>Yolunda menzili kesin, hedefi keskin tutmayı düstur edinmeyen, her şeyden öte militarist hiyerarşinin aksanıyla zedelenmemiş bir dil.</p>
<p>Yaşayan her şey karşısında bir mucizeyle yüz yüze gelmiş gibi şaşkın, hayran ve saygılı bir dil.</p>
<p>Entelektle meselesini çözerken yüreğini asla karartmayan, mizah duygusunun bilediği sonsuz düş gücüyle sevinç ve mutluluk dışındaki her şeyi ikincil gören bir dil.</p>
<p>Özgürlük ve eşitlik dili. Aşk ve devrim dili.</p>
<p>İktidarın her türü karşısında saygısız; vermenin, her an verebilecek kadar biriktirmenin hazzından vazgeçmeyen bir dil.</p>
<p>Hizaya sokulup hazırolda bekletilirken yanındakinin alnının terini silebilen bir dil. Laubali dedikleri dil.</p>
<p>Sayın’ları, saygıdeğer’leri umursamayan bir dil. Başkanım’ları, efendim’leri tiye alan bir dil.</p>
<p>Her şeyi birbiriyle tartarak değerlendirmeye yanaşmayan, her şeyi özgül varoluşuyla çizen bir dil.</p>
<p>Yaşamaya kışkırttığı için bozguncu bir dil.</p>
<p>İktidara aday olmadığı için her dem taze bir dil.</p>
<p>Soyunmaktan korkmayan; kuytularda süslenip püslenip öyle ortaya çıkmayan bir dil. Çıplak bir dil.</p>
<p>Korkulara, yasaklara, törelere pabuç bırakmayan bir dil.</p>
<p>Cesur; cesaretini böbürlenmeden gösteren bir dil.</p>
<p>Şiirini özgürlükten alan bir dil.</p>
<p>YILDIRIM TÜRKER</p>
<br />Filed under: <a href='http://erginbay.wordpress.com/category/yazi-siirsecki/sectigim-yazilar/'>*seçtiğim yazılar</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/1073/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/1073/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/1073/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/1073/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/1073/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/1073/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/1073/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/1073/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/1073/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/1073/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/1073/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/1073/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/1073/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/1073/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=1073&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2011/01/26/marcosun-dili-yildirim-turker/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2011/01/mexico13.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">MARQUEZ ile MARCOS RÖPORTAJI İÇİN TIKLAYINIZ</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>NEDEN SANAT?</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2010/03/08/neden-sanat/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2010/03/08/neden-sanat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 12:51:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA["Şerif Erginbay Hakkında"]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN SANAT?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=634</guid>
		<description><![CDATA[Şiir, Poetika, Grafik Tasarım .. Şerif Erginbay Eğer aforizma biçiminde dillendirirsek çok farklı açılardan bakabiliriz sanata. Bu tarz bilginin sağladığı genel bakış ayrıntılarda yitip gitmekten korur bizi çoğu zaman. Bütün kötülüklerin anası; insanın üretimine ve üretiminin sonucuna, giderek doğaya, kendi cinsine yabancılaşması, yabancılaştırılmasıdır. Endüstriyel sistemler sonunda ‘insanın organik olmayan organı: doğa’ ile bağlarını dumura uğrattılar, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=634&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align:center;"></h2>
<p style="text-align:center;"><a href="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/02/fotobiyografi1.jpg"><img class="size-full wp-image-393" title="fotobiyografi1" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/02/fotobiyografi1.jpg?w=390&#038;h=160" alt="" width="390" height="160" /></a></p>
<div class="mceTemp mceIEcenter">
<dl class="wp-caption aligncenter">
<dd class="wp-caption-dd">Şiir, Poetika, Grafik Tasarım .. Şerif Erginbay</dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align:center;">Eğer aforizma biçiminde dillendirirsek çok farklı açılardan bakabiliriz sanata.</p>
<p style="text-align:center;">Bu tarz bilginin sağladığı genel bakış ayrıntılarda yitip gitmekten korur bizi çoğu zaman.</p>
<p style="text-align:center;">Bütün kötülüklerin anası; insanın üretimine ve üretiminin sonucuna, giderek doğaya, kendi cinsine yabancılaşması, yabancılaştırılmasıdır.</p>
<p style="text-align:center;">Endüstriyel sistemler sonunda ‘insanın organik olmayan organı: doğa’ ile bağlarını dumura uğrattılar, kopardılar.</p>
<p style="text-align:center;">Sömürünün, eşitsizliğin, savaşların, baskıların, ekolojik sorunların gün geçtikçe katlanarak büyümesi şu lanetli öngörüyü akla getiriyor: ‘İnsanlık toplu olarak soysuzlaşabilir.’ Ne yazık ki, yazılı tarih böyle bir evrime yönelmeyeceğimize ilişkin fazla bir kanıt sunmuyor bize.</p>
<p style="text-align:center;">İnsan türü için böylesine korkunç bir yıkımın ancak sanat önüne geçebilir. Sanat, insan tinini yeni bir olgunluk sınavına hazırlayabilir.</p>
<p style="text-align:center;">Sanat ve entelektüel çaba günlük yaşantıda insan davranışına yön verici içselleştirilmiş bir güce ulaşabilirse, tarihin ve coğrafyanın örsünde insan tinine yeni bir biçim vermeyi başarabilirse, belki o zaman gezegenimizde yaşanılası bir hayat filizlenebilir.</p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">ŞERİF ERGİNBAY</p>
<p style="text-align:center;">Dar Köprü, Giriş Yazısı, 2000</p>
<p style="text-align:center;">
<div id="attachment_388" class="wp-caption aligncenter" style="width: 283px"><a href="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/02/sonkisot-s-gokkarikaturu.jpg"><img class="size-full wp-image-388 " title="Şerif Erginbay" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/02/sonkisot-s-gokkarikaturu.jpg?w=390" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">ŞERİF ERGİNBAY</p></div>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>ŞERİF ERGİNBAY</p>
<p>1957&#8242;de Antalya’da, bir dağ köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Karaman’da parasız yatılı, liseyi Manavgat&#8217;ta okudu. 1980-83 arası Samsun 19 Mayıs Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne devam ettiyse de 12 Eylül’ün hışmından kaçamadı, cezaevine girdi. 1987 yılında Karpuzçay’ın çok çok yukarılarında, Ahmetler Kanyonu’nun girişinde keşfettiği eski bir su değirmenine yerleşti. Dostları, eşi ve iki çocuğuyla 13 yıl burada yaşadı: Dar Köprü bu sürecin şiirleri.</p>
<p>Uzun yıllardır “acı serüven” düşe kalka sürdürdüğü şiir çalışmalarını, 1988 yılından başlayarak Son Yeni Biçem, Kıyı, Yaşasın Edebiyat, Bahçe, İnsan Şiir Defteri, Morca, S’imge, Etken dergilerinde yayımladı. İlk kitabı Dar Köprü 2000 yılında Hera Şiir Kitaplığı’ndan çıktı.</p>
<p>2000’den beri Antalya’da yaşıyor. Metin yazarlığı, edebiyat dergiciliği, grafik-tasarım ve masaüstü yayıncılıkla uğraşıyor.</p>
<p>Geniş Zamanlar adlı yayıma hazır şiir dosyası ise, kent yaşamında sıkışmışlığın, içimizdeki doğanın da yitirilme endişesinin, telaşının, aşkın bir umut ve varoluş izleği olarak ‘büyük zaman’a tutunabilme çabasının şiirleri olarak da okunabilir.</p>
<br />Filed under: <a href='http://erginbay.wordpress.com/category/serif-erginbay-hakkinda/'>"Şerif Erginbay Hakkında"</a> Tagged: <a href='http://erginbay.wordpress.com/tag/neden-sanat/'>NEDEN SANAT?</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/634/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/634/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/634/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/634/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/634/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/634/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/634/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/634/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/634/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/634/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/634/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/634/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/634/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/634/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=634&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2010/03/08/neden-sanat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<georss:point>36.884140 30.705630</georss:point>
		<geo:lat>36.884140</geo:lat>
		<geo:long>30.705630</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/02/fotobiyografi1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">fotobiyografi1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/02/sonkisot-s-gokkarikaturu.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Şerif Erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ZEKİ ERGİNBAY (1948 &#8211; 1977)</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2010/03/07/zeki-erginbay-1948-1977/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2010/03/07/zeki-erginbay-1948-1977/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 12:47:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA["Şerif Erginbay Hakkında"]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Erginbay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=638</guid>
		<description><![CDATA[Çok sık karşılaştığım bir soru: Gerçek adın Mehmet Bozkurt olduğu halde neden “Şerif Erginbay” adıyla yazıyorsun? Sanırım yanıtı tam olarak duygularımı dillendiremesem de alttaki yazıda: &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. Zeki Erginbay, 23 Ocak 1977 günü Şişli-Osmanbey’de çalıştığı İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nden çıkışında güpegündüz kaçırıldı. 12 gün sonra, yani 5 Şubat 1977 günü Şile yolu üzerinde cesedi bulundu. Cesedin incelenmesinden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=638&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><img class="size-full wp-image-386     alignright" title="İç göğümü, al bulutumu, tene giren bıçağın, sar iki kıyıda, yarasına gökkuşağının: --çiçeğim iğde- (1948 - 3 Şubat 1977)" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/02/zekierginbay1.jpg?w=100&amp;h=125" alt="ZEKİ ERGİNBAY" width="100" height="125" /></h2>
<p><em>Çok sık karşılaştığım bir soru: Gerçek adın Mehmet Bozkurt olduğu halde neden “Şerif Erginbay” adıyla yazıyorsun? Sanırım yanıtı tam olarak duygularımı dillendiremesem de alttaki yazıda:</em></p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Zeki Erginbay, 23 Ocak 1977 günü Şişli-Osmanbey’de çalıştığı İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nden çıkışında güpegündüz kaçırıldı. 12 gün sonra, yani 5 Şubat 1977 günü Şile yolu üzerinde cesedi bulundu. Cesedin incelenmesinden sol göğsünde bir kurşun yarası ve vücudunun çeşitli yerlerinde işkence izleri tespit edildi. 12 Mart 1971’de Dev-Genç ve THKP-C davalarından yargılanan Zeki Erginbay Kurtuluş Hareketi’nin 1976’dan sonra İstanbul’da örgütlenmesinde önemli katkıları olan militan bir devrimciydi.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>“… Hapishane, tutukevi, demir parmaklıklar, sıkı yönetim, fakülte [İnşaat Mühendisliği], dergi [Teknik Güç], zulüm, tabanca, bıçak, işkence, ölüm, morg, mezarlık, otopsi… Kısa süren bir ömrün hızla çevrilen sayfaları. Bu yaşam öyküsü 1970′ler Türkiye’sinin kesitidir.</p>
<p>Zeki ve Zeki’ler ölürlerken yaşamın utancı toplumun yüzüne yansımaz mı? Gerçekte hepimiz öleceğiz. Yaşamın anlamını her sevdiğimizin ölümünde biraz daha anlayıp algılayarak. Yaşamın anlamı nedir? Tutukevi midir? Demir parmaklık mıdır? İşkencehane midir? Faşistlerce kaçırılıp öldürülmek midir? Aşık olmak mıdır? Sözlüsüne doğru dürüst kavuşamadan otopsi masasına yatırılmak mıdır? Yoksa tümü birden midir? Tüm devrimci mirasın zehir zakkum tadını baldıran şerbeti gibi içmek midir? Zeki gibi yaşarsa insan, bin yıllık insanlık sürecini otuz yaşına varmadan özümser mi? Şu dakikada bilemem. Yazının şu satırlarına vardığımda, bildiğim, içime çöken sızıdır.</p>
<p>‘Zeki’nin ölümü üstüne yazıyorum. Şimdi tek gerçek bu. Ama Zeki’nin ölümünde nice doğumların özü oluşuyor. Bir gerçek bu. Bu gerçek, Zeki Erginbay’ın ölümünden daha evrensel bir gerçektir. Zeki yaşarken biliyordu bunu. Bilmese seçer miydi seçtiği yolu; ölür müydü öldüğü gibi…”</p>
<p><em>İlhan SELÇUK  11.02.1977</em></p>
<p>* * *<br />
O günlerin acısı, hüznü, öfkesi ve hengamesi içinde bu yazıyı okumuş muydum? Şu an pek emin değilim. Ama ortaokul yıllarımdan beri şiir heveslisiydim ve giderek güncel iklimin duygularını daha çok yansıtmaya, görev aşkıyla, emeği ve mücadeleyi yüceltmeye adanan acemice de olsa ‘bizce’ anlamlı şiir olanın ardından koşmaya devam ediyordum. Soyadımın güne göre keskin, antipatik ideolojik anlamı, günün illegalite abartısı vb. nedenlerle kendime mahlas arıyordum. Zeki Erginbay üstüne abilerimizin yaptığı konuşmalardan karakter ve fizik olarak bana yakıştıranlardan sonra kendime Erginbay soyadını seçtim. Bu bir tür vefa, süreklilik, adını yaşatmak vb. karmaşık duyguların sonucuydu. “Şerif” ise daha özel arkadaşlığımız olan başka bir kaybımızın adıydı..</p>
<p><a href="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/03/zeki-erginbay.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1104" title="zeki-erginbay" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/03/zeki-erginbay.jpg?w=300&#038;h=190" alt="" width="300" height="190" /></a></p>
<h2>İki Kıyı/da Bir</h2>
<p><em>-Zeki Erginbay’a-</em></p>
<p>İç göğümü silahın sulansın<br />
eğ içine kuşkuyu<br />
namlu şakağında<br />
düş açsın göğüme.</p>
<p>Gözlerin kıyı özlemi<br />
zaman açtır tenimde<br />
al bulutumu<br />
seviştir bademinle<br />
-çiçeğim iğde-</p>
<p>Boz patikam<br />
bar bar oyunlarını<br />
tene giren bıçağın.<br />
Her yol<br />
kavşağını özler.</p>
<p>Açtı iki kıyıda<br />
nar çiçeği şafağın.<br />
İki kıyıda<br />
güvercinin uzun uykusu<br />
düş görür ellerimde.</p>
<p>İç göğümü<br />
al bulutumu<br />
tene giren bıçağın<br />
sar iki kıyıda<br />
yarasına gökkuşağının<br />
-çiçeğim iğde-</p>
<p><strong><em>Şerif Erginbay</em></strong></p>
<br />Filed under: <a href='http://erginbay.wordpress.com/category/serif-erginbay-hakkinda/'>"Şerif Erginbay Hakkında"</a> Tagged: <a href='http://erginbay.wordpress.com/tag/zeki-erginbay/'>Zeki Erginbay</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/638/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/638/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/638/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/638/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/638/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/638/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/638/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/638/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/638/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/638/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/638/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/638/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/638/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/638/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=638&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2010/03/07/zeki-erginbay-1948-1977/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<georss:point>36.884140 30.705630</georss:point>
		<geo:lat>36.884140</geo:lat>
		<geo:long>30.705630</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/02/zekierginbay1.jpg?w=100&#38;h=125" medium="image">
			<media:title type="html">İç göğümü, al bulutumu, tene giren bıçağın, sar iki kıyıda, yarasına gökkuşağının: --çiçeğim iğde- (1948 - 3 Şubat 1977)</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/03/zeki-erginbay.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">zeki-erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Video / Şiirler</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2010/02/27/video-siirler/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2010/02/27/video-siirler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 02:44:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[__ Görsel-Grafik-Digitalart]]></category>
		<category><![CDATA[__ ViDEO-SiiRLER -MEGA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=952</guid>
		<description><![CDATA[TIKLAYIN&#8230;  MEGAVİDEO&#8217;da İZLEYİN..! Filed under: __ Görsel-Grafik-Digitalart, __ ViDEO-SiiRLER -MEGA<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=952&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">
<h2 style="text-align:center;"><span style="color:#000000;">TIKLAYIN&#8230;  MEGAVİDEO&#8217;da İZLEYİN..!</span></h2>
<p><span style="color:#000000;"><br />
</span></p>
<p style="text-align:center;"><a class="aligncenter" href="http://www.megavideo.com/?v=XEXTSPME" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1010" title="Karadeniz Ağıtı, RUHİ SU" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/karadenizagiti.gif?w=300&#038;h=248" alt="" width="300" height="248" /></a></p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><span style="color:#000000;"><a class="aligncenter" href="http://www.megavideo.com/?v=2EYS8MFH" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1007" title="YAVAŞLIK" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/yavaslikkgif.gif?w=300&#038;h=248" alt="" width="300" height="248" /></a><br />
</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#000000;"><a class="aligncenter" href="http://www.megavideo.com/?v=12P6CFSN" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1003" title="ADIMLAR, Şerif Erginbay, Klimt, Ravel-Bolero" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/adimlar-bloglara.gif?w=300&#038;h=248" alt="" width="300" height="248" /></a><br />
</span></p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><strong><a class="aligncenter" href="http://www.megavideo.com/?v=25ONMGXB" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-998" title="CAMDAN ADAM" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/camdan-presss.gif?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a><br />
</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><a class="aligncenter" href="http://www.megavideo.com/?v=TRNL7DHN" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-994" title="ORMANI ÇALINMIŞ KUŞLAR" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/ormani-presss.gif?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a><br />
</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><a class="aligncenter" href="http://www.megavideo.com/?v=PDLUDG60" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-991" title="LiR ve ORFE, Şerif ERGiNBAY, Müzik, Beethoven" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/lirve-press.gif?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a><br />
</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><a class="aligncenter" href="http://www.megavideo.com/?v=3DNH5MUW" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-988" title="GÖK SAKALLI ADAM" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/otyam-mega-presss.gif?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="font-weight:normal;"><a class="aligncenter" href="http://www.megavideo.com/?v=J0POZSS6" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-984" title="BUTTERFLY EFFECT" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/buttfly-blog-press.gif?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a></span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><a class="aligncenter" title="KAPLANIN KAHRI" href="http://www.megavideo.com/?v=VNQC4Y3R" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-960" title="KAPLANIN KAHRI, Şerif Erginbay, Müzik: R. Arduini " src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/kaplan-inkahri.jpg?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><a class="aligncenter" title="ANTALYA'NIN GÖZLERİ" href="http://www.megavideo.com/?v=6WUJL78T" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-961" title="ANTALYA'NIN GÖZLERİ, Şerif ERGİNBAY" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/antalya-gzlri.jpg?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><a class="aligncenter" title="GÜNÜN KAPISINDA DURUYORKEN" href="http://www.megavideo.com/?v=3YIWZF75" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-963" title="GÜNÜN KAPISINDA.., Şerif ERGİNBAY, Müzik: Beethoven" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/gununkapisinn.jpg?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><a class="aligncenter" title="&quot;KELEBEK ETKİSİ&quot;" href="http://www.megavideo.com/?v=VXXSFHSN" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-964" title="&quot;KELEBEK ETKİSİ&quot;, Şerif ERGİNBAY" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/kllbk-etksi.jpg?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><a class="aligncenter" title="LİR ve ORFE" href="http://www.megavideo.com/?v=4TJAIN2T" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-965" title="LİR ve ORFE 1, ŞERİF ERGİNBAY / Müzik: FAHİR ATAKOĞLU" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/lirveorrfe.jpg?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><a class="aligncenter" title="TOZ ALTINDA, ŞERİF ERGİNBAY, Müzik: PİNK FLOYD" href="http://www.megavideo.com/?v=BQU3ESH8" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-966" title="TOZ ALTINDA- ŞERİF ERGİNBAY / Müzik: Pink Floyd" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/tozz-altinda.jpg?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a><br />
</strong></p>
<br />Filed under: <a href='http://erginbay.wordpress.com/category/__-gorsel-grafik-digitalart/'>__ Görsel-Grafik-Digitalart</a>, <a href='http://erginbay.wordpress.com/category/__-video-siirler-mega/'>__ ViDEO-SiiRLER -MEGA</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/952/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/952/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/952/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/952/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/952/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/952/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/952/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/952/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/952/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/952/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/952/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/952/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/952/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/952/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=952&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2010/02/27/video-siirler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/karadenizagiti.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Karadeniz Ağıtı, RUHİ SU</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/yavaslikkgif.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">YAVAŞLIK</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/adimlar-bloglara.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">ADIMLAR, Şerif Erginbay, Klimt, Ravel-Bolero</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/camdan-presss.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">CAMDAN ADAM</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/ormani-presss.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">ORMANI ÇALINMIŞ KUŞLAR</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/lirve-press.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">LiR ve ORFE, Şerif ERGiNBAY, Müzik, Beethoven</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/otyam-mega-presss.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">GÖK SAKALLI ADAM</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/buttfly-blog-press.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">BUTTERFLY EFFECT</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/kaplan-inkahri.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">KAPLANIN KAHRI, Şerif Erginbay, Müzik: R. Arduini </media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/antalya-gzlri.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">ANTALYA&#039;NIN GÖZLERİ, Şerif ERGİNBAY</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/gununkapisinn.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">GÜNÜN KAPISINDA.., Şerif ERGİNBAY, Müzik: Beethoven</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/kllbk-etksi.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">&#34;KELEBEK ETKİSİ&#34;, Şerif ERGİNBAY</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/lirveorrfe.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">LİR ve ORFE 1, ŞERİF ERGİNBAY / Müzik: FAHİR ATAKOĞLU</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2010/02/tozz-altinda.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">TOZ ALTINDA- ŞERİF ERGİNBAY / Müzik: Pink Floyd</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>RESİMLİ ŞİİRLER</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/12/04/857/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/12/04/857/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 15:48:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*SIIR KARTLARI]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Resimli Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=857</guid>
		<description><![CDATA[Posted in *SIIR KARTLARI Tagged: mektup, Resimli Şiirler<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=857&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:left;"><a href="http://erginbay.wordpress.com"><img class="aligncenter size-full wp-image-879" title="ANA SAYFA'ya Dönmek İçin TIKLA..!" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg?w=390&#038;h=58" alt="" width="390" height="58" /></a></p>
<p style="text-align:center;"><a style="text-decoration:none;" href="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/dostluk-nazim-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-852" title="dostluk" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/dostluk-nazim-2.jpg?w=390&#038;h=338" alt="" width="390" height="338" /></a></p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/maviyagmurlar-w.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-863" title="Mavi Yağmurlar, Şerif Erginbay" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/maviyagmurlar-w.jpg?w=390&#038;h=638" alt="" width="390" height="638" /></a></p>
<p style="text-align:center;"><a style="text-decoration:none;" href="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/surulentarla-erginbay.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-862" title="Sulara Sürülen Düş, Şerif Erginbay" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/surulentarla-erginbay.jpg?w=390&#038;h=638" alt="" width="390" height="638" /></a></p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/mktp-kopya.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-856" title="Mektup - Şerif Erginbay" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/mktp-kopya.jpg?w=390&#038;h=585" alt="" width="390" height="585" /></a></p>
<p style="text-align:left;"><a href="http://erginbay.wordpress.com"><img class="aligncenter size-full wp-image-879" title="ANA SAYFA'ya Dönmek İçin TIKLA..!" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg?w=390&#038;h=58" alt="" width="390" height="58" /></a></p>
<br />Posted in *SIIR KARTLARI Tagged: mektup, Resimli Şiirler <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/857/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/857/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/857/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/857/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/857/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/857/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/857/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/857/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/857/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/857/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/857/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/857/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/857/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/857/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=857&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/12/04/857/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ANA SAYFA&#039;ya Dönmek İçin TIKLA..!</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/dostluk-nazim-2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">dostluk</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/maviyagmurlar-w.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mavi Yağmurlar, Şerif Erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/surulentarla-erginbay.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Sulara Sürülen Düş, Şerif Erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/12/mktp-kopya.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mektup - Şerif Erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ANA SAYFA&#039;ya Dönmek İçin TIKLA..!</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>EYLÜL&#8217;ÜN SESİYLE / EDİP CANSEVER</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/09/01/eylulun-sesiyle-edip-cansever/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/09/01/eylulun-sesiyle-edip-cansever/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2009 19:11:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Edip Cansever]]></category>
		<category><![CDATA[Eylül'ün Sesiyle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=833</guid>
		<description><![CDATA[EYLÜL&#8217;ÜN SESİYLE Baylar! Bin dokuz yüz seksen birdeyiz Karşınızda eylülün sesi Ağustos çekildi, eylülün sesi Birazdan konuşacak &#8220;Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar.&#8221; Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiği Eriyip sarı sarı aktığı bir mevsim Bir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeği Yosunların kapılara usulca Tırmanıp yerleştiği Yani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar. Yaz [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=833&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-836 alignright" title="edip-cansever" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/09/edip-cansever1.jpg?w=390" alt="edip-cansever"   />EYLÜL&#8217;ÜN SESİYLE</p>
<p>Baylar!<br />
Bin dokuz yüz seksen birdeyiz<br />
Karşınızda eylülün sesi<br />
Ağustos çekildi, eylülün sesi<br />
Birazdan konuşacak<br />
&#8220;Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar.&#8221;</p>
<p>Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiği<br />
Eriyip sarı sarı aktığı bir mevsim<br />
Bir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeği<br />
Yosunların kapılara usulca<br />
Tırmanıp yerleştiği<br />
Yani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar.</p>
<p>Yaz geçti, sözgelimi midyelerden yorulduk<br />
Eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan<br />
Upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden<br />
Eylül ki, sorabilir mi<br />
Hüzünler iç kamaştırıyor, aşklarsa niye yoksul<br />
Bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız<br />
Oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar.</p>
<p>Dahası<br />
Bu düğmesiz giysileri şöylece giymek<br />
Bir boşluuğu giyinmek mi olur<br />
Olsun<br />
İşte karşınızda ekimin sesi<br />
Kasımın sesi sonra<br />
Yağmurun eşliğinde -çocuğunu emziriyor yaz-<br />
Bundan böyle günlerimiz nasıl geçecek baylar.</p>
<p>Her şey o kadar dokunaklı ki<br />
Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen<br />
Dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem<br />
Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-<br />
Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı<br />
Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar.</p>
<p>Sonra bir kır kahvesi kendini okurken<br />
Masaları toplanmış, bardakları toplanmış<br />
Tam kendini okurken<br />
Derim ki bir semti iyi tanımak kadar<br />
İyi tanımal dünyayı<br />
Açın radyolarınızı: eylülün sesi<br />
Bu dünyada can sıkıntısının bir başka anlamı var baylar.</p>
<p>Elmalar silik silik kırmızı artık -olsun-<br />
Gözlerimiz tozlanmış, kirli<br />
Gizlisi yok, bu dünyada böyle sıkılmak iyi<br />
Sıkılmak iyi baylar<br />
Biz hazır tuttukça böyle<br />
İçi yangından alev alev<br />
Dışı buz tutmuş kalplerimizi.</p>
<p>EDİP CANSEVER</p>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler Tagged: Edip Cansever, Eylül'ün Sesiyle <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/833/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/833/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/833/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/833/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/833/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/833/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/833/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/833/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/833/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/833/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/833/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/833/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/833/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/833/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=833&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/09/01/eylulun-sesiyle-edip-cansever/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/09/edip-cansever1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">edip-cansever</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Uçmak İçin</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/05/06/ucmak-icin/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/05/06/ucmak-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 May 2009 20:23:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[_ "sevgili dünlük" _]]></category>
		<category><![CDATA[Uçmak İçin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=829</guid>
		<description><![CDATA[ACI O unutmak ister nereden döndüğünü. Ağaçlı yolda yavaş adımlarla yol alır. Bir ağacın ışıyan yaprağından utandığını görür ve kaçırır gözlerini. Buz kesmiş zaman kırılmaya hazır, tedirgin her şey. Uyumak, uyuşabilmek, bir rüyaya gömüp yaşanan her şeyi öyle uyanmak şimdi her şeyin dileği. Üzgün bir günün nasıl bir geminin hangi dünyalara açılan bir limanı sürükleyip [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=829&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ACI</p>
<p>O unutmak ister nereden döndüğünü.<br />
Ağaçlı yolda yavaş adımlarla yol alır.</p>
<p>Bir ağacın ışıyan yaprağından utandığını görür<br />
ve kaçırır gözlerini.<br />
Buz kesmiş zaman kırılmaya hazır,<br />
tedirgin her şey.</p>
<p>Uyumak, uyuşabilmek,<br />
bir rüyaya gömüp yaşanan her şeyi<br />
öyle uyanmak şimdi her şeyin dileği.</p>
<p>Üzgün bir günün nasıl bir geminin hangi dünyalara açılan bir limanı</p>
<p>sürükleyip ayak uçlarınıza getirdiğini hiçbir zaman bilemezsiniz!</p>
<p>ŞERİF ERGİNBAY</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Dağılan her çelenkten yerde</p>
<p>Çürümeye yol alan çiçekler</p>
<p>Gün aralansa bakışlarına</p>
<p>Uçmayı öğrenecekler</p>
<p>(Ş.E.)</p>
<p>&#8220;Gün yeniden ve yeniden dener henüz tümüyle katılaşmamış kalpleri uyandırmayı/ Oysa hiçbir şey kaçamaz baş tacı edilmiş kötülüğün körleştiren karanlığından.&#8221; Ş.E.</p>
<p>AYKIRI DAL İLE UZAKLARDA BİR YURTSUZ BULUT</p>
<p>Aykırı dal yanıbaşındaki tepeye doğru büyüyor.</p>
<p>Dal zamana her çiçek sunuşunda atılganlığını aşıyor yeniden.</p>
<p>-Görenler sessiz bir kıskançlıkla bakıp geçip gidiyorlar.-</p>
<p>Ne zafer, ne yenilgi, ne bozgun ne de teslimiyet..<br />
Hiçbiri sığmıyor şimdi onu çepeçevre saran dilsiz gökyüzüne.</p>
<p>Uzaklarda bir yurtsuz bulut: Kimsenin anımsamadığı, ne zaman kopup gitmişti Anadolu&#8217;dan, eski bir limandan. Kimse anımsamıyor. Çiçekler topladı dünyanın gizli kıyılarından, tohumlar dağıttı ovalara, yılları böldü, birkaç ömrü okşadı yankısını beklemeden.</p>
<p>Uzaklarda bir yurtsuz bulut: Yorulmuştu biraz, düşlerini her fırtınada bulup bulup yitirmekten. Başıboş bir rüzgar tepede unutup gitti onu. Aykırı dal bütün çiçeklerini onun yalnızlığına açtı; ve varoldular birlikte, yeryüzünden çekip giderken erdemli bir sığınak bırakmak için arkalarında..!</p>
<p>ŞERİF ERGİNBAY</p>
<br />Posted in _ "sevgili dünlük" _ Tagged: Uçmak İçin <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/829/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/829/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/829/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/829/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/829/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/829/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/829/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/829/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/829/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/829/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/829/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/829/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/829/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/829/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=829&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/05/06/ucmak-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>YILDIRIM TÜRKER / ADORNO &#8220;MINIMA MORALIA&#8221; ÜSTÜNE</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/16/yildirim-turker-adorno-minima-moralia-ustune/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/16/yildirim-turker-adorno-minima-moralia-ustune/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 12:06:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[Adorno]]></category>
		<category><![CDATA[MINIMA MORALIA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=825</guid>
		<description><![CDATA[‘Yanlış yaşam, doğru yaşanmaz’ Adorno, başyapıtı olan ‘Minima Moralia’yı ‘eski çağlardan beri felsefenin asıl alanı olarak görülmüş ama onun yönteme dönüşmesiyle birlikte düşünsel ihmale, veciz keyfiliklere ve sonunda unutuluşa terk edilmiş bir bölgeyle; doğru yaşam öğretisiyle ilişkili’ olarak tanıtıyor, bu alana da ‘kederli bilim’ diyordu. Kitabın birinci bölümünün alınlığına da Ferdinand Kürnberger’in ‘Yaşam yaşamıyor’ aforizmasını [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=825&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>‘Yanlış yaşam, doğru yaşanmaz’</p>
<p>Adorno, başyapıtı olan ‘Minima Moralia’yı ‘eski çağlardan beri felsefenin asıl alanı olarak görülmüş ama onun yönteme dönüşmesiyle birlikte düşünsel ihmale, veciz keyfiliklere ve sonunda unutuluşa terk edilmiş bir bölgeyle; doğru yaşam öğretisiyle ilişkili’ olarak tanıtıyor, bu alana da ‘kederli bilim’ diyordu. Kitabın birinci bölümünün alınlığına da Ferdinand Kürnberger’in ‘Yaşam yaşamıyor’ aforizmasını oturtuyordu. Zaten kitabın altbaşlığı da ‘Sakatlanmış Yaşamdan Yansımalar.’<br />
‘Minima Moralia’nın derdini ille de özetleyecek olsak 18. bölümün o ünlü aforizmasını tekrarlamak zorunda kalabiliriz: ‘Yanlış yaşam, doğru yaşanmaz.’<br />
Kendimi çaresiz hissettiğim, hayatı anlamlandırmakta zorluk çektiğim zamanlarda alışkanlık haline gelmiş. Dönüp dolaşıp Adorno’nun tam yarım yüzyıl önce yazmış olduğu bu baş döndürücü kitaptan bölümler okuyor ve sakin olmaya çalışıyorum. Gazetelerin, televizyon kanallarının hayatımızı bize tercüme ediş biçimleri üstüne düşünmek için bire bir, Adorno’nun yanında durmak.<br />
Theodor W. Adorno, Yahudi soykırımının gelişini adım adım izlemişti. ‘İnsan Auschwitz’den sonra yaşayabilir mi?’, dünyayı açıklama yolunda en önemsediği soru olarak kaldı. Toplama kamplarında yaşananlardan sonra hayatın ‘normal’e dönüşü, kültürün yeniden inşası ona inanılmaz geliyordu. Tiedemann, Adorno’nun olağanüstü yazarlık yeteneğinin,<br />
o dönemi anlatmaya gelince bir işe yaramadığını, Adorno’nun utancının, Auschwitz konusunda şık metinler yazmaya engel olduğunu söylüyor. Bu konuda tekrarlarla üreyen sarsak bir retoriğin tuzağına düştüğünü işaret ediyor. 1950’lerde Adorno, Almanya’da insanlara toplama kamplarında olan biteni hatırlatmanın, geçmişin üstüne bir sünger çekilmesini engelleyici, bezdirici bir kin kışkırtıcılığı olarak görülmesini eleştiriyor. ‘Boş ve soğuk unutuş’tan dem vurarak geçmişin inkârının, kurbanların hatırlanma haklarını da gasp etmek anlamına geldiğini vurguluyor.<br />
Daha sonra Alman ve bütün Batı kültürünün önde gelen ‘leitmotif’lerinden birine dönüşüp budalaca içi boşaltılarak hazır drama kalıbına dönüştürülen soykırım hikâyelerinin bezdirdiği insanlar olarak Adorno’nun o dönem seslendirmiş olduğu itirazı anlamamız belki çok zor olacak.<br />
Auschwitz’in müthiş getirisiyle parlak bir pazara dönüşmüş olması, insanlığın tekamül etmişliğini, böylesine bir vahşetin bir daha asla yaşanmayacağı güvencesinin insanlık vicdanında mühürlü bir gerçekliğe dönüşmüşlüğünü kanıtlamıyor elbette. Görüyoruz.<br />
Toptan gösteriye dönüşen hatırlama alıştırmaları, Adorno’nun sıcağı sıcağına sormuş olduğu o yakıcı soruyu hissetmeye, o soru üstüne, kurulabilecekse bir hayat kurma yolunda düşünmeye izin vermiyor. Faşizm de fi tarihinde parlak bir delinin kışkırttığı insanların geçici çıldırısına ad oluyor.<br />
Oysa Adorno, ‘Auschwitz’den sonra yaşanır mı?’ sorusunu, kendini tüketmeyi göze alarak sormuştu. ‘Pekâlâ öldürülebilecekken kaza eseri de olsa kurtulan herhangi bir insan’ın nasıl hayatta kalabileceğini sorguluyordu. “Böylesi birinin var oluşunu sürdürmesi de, burjuva öznelliğinin asal ilkesi olan ve onsuz Auschwitz’lerin mümkün olamayacağı soğukluğu şart koşar.” Ona kalırsa bu soğukluk, ‘hayatı bağışlanmışların şiddetli suçluluğu’ydu.<br />
Pekiyi ya hiç tehlikeye bulaşmamış olanlar? Adı, polis tarafından arananlar listesine bile düşmemiş olanlar nasıl başa çıkacaklar suçluluk duygularıyla? Adorno’ya kalırsa bu soruya inandırıcı bir cevap vermenin imkânsızlığı, Auschwitz’den sonra felsefe yapmanın imkânsızlığı anlamına geliyordu. Ama o, felsefeden hiç kopmadı.<br />
Daha sonra sürgünde dostu Horkheimer’le birlikte ‘Aydınlanmanın Diyalektiği’ni yazarken de aynı sorunun karasularında yüzüyorlardı. İnsanlık, gerçekten insani bir düzleme ulaşacağına neden durmadan barbarlığa kayıyor? Marx’ın, uygarlık gerisingeri barbarlığa dönebilir kaygısı hakkında söyledikleri de acımasızdı; “Marx’ı dürten korkunun miadı dolmuştur. Gerileme çoktan yaşanmıştır. Auschwitz ve Hiroşima’yı yaşadıktan sonra gelecekte hâlâ böyle bir felaket beklemek, işlerin her zaman daha da kötüye gideceği yollu acıklı teselliye sarılmak olur.”<br />
Adorno, “Hakikatin yalan, yalanın da hakikat gibi göründüğü bir dönemeçteyiz şimdi” diyordu. Kültür endüstrisi merkezlerinde önbiçimlendirilmemiş her şeyin inandırıcılıktan yoksun bulunmasından, doğru olanın mükemmel örgütlenmiş yalan karşısındaki güçsüzlüğünden dem vuruyordu: “Ancak mutlak yalan doğruyu söyleyebilir bugün. Doğruyla yalanın ayrım yapmayı neredeyse imkânsızlaştıracak ölçüde birbirine geçmesi ve en basit bilgi parçasına tutunmanın bile bir Sisyphos emeği gerektirmesi, savaş alanında yenik düşen ilkenin mantıksal örgütlenme alanında zafere ulaştığının işaretidir. Yalanların uzun bacakları vardır: Kendi zamanlarının önünde giderler.”<br />
Adorno, “Gözünüzdeki kıymık en iyi büyüteçtir” diyor.<br />
Sonra da bağlıyor: “Bütün, yanlıştır.”</p>
<p><a href="http://erginbay.wordpress.com"><img class="aligncenter size-full wp-image-879" title="ANA SAYFA'ya Dönmek İçin TIKLA..!" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg?w=390&#038;h=58" alt="" width="390" height="58" /></a></p>
<br />Posted in *seçtiğim yazılar, yazı-şiir/seçki Tagged: Adorno, MINIMA MORALIA <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/825/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/825/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/825/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/825/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/825/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/825/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/825/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/825/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=825&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/16/yildirim-turker-adorno-minima-moralia-ustune/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ANA SAYFA&#039;ya Dönmek İçin TIKLA..!</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Cahit Sıtkı ve Abbas’ın Öyküsü / Tufan TÜRENÇ</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/14/cahit-sitki-ve-abbas%e2%80%99in-oykusu-tufan-turenc/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/14/cahit-sitki-ve-abbas%e2%80%99in-oykusu-tufan-turenc/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 16:20:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Sıtkı ve Abbas’ın öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Tufan TÜRENÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=820</guid>
		<description><![CDATA[CAHİT Sıtkı askerliğini yaparken başından geçen bu ilginç öyküyü 1944 yılında bir gazeteciye anlatmış. O da Cumhuriyet Gazetesi’ne yazmış. Karşıyaka Lisesi eski edebiyat öğretmeni Yücel İzmirli de bana göndermiş.Yıl 1941&#8230; Cahit Sıtkı Edremit Burhaniye’de yedek subay. Göreve gittiği gün bölük yazıcısından künye defterini ister. Defteri tararken Abbas oğluAbbas adı dikkatini çeker. Eli sakat olduğu için çürüğe ayrılmış bir erdir Abbas&#8230; Askeri çağırtır. İçeri yiğit bir er girer, selam çakıp &#8221;Abbas oğlu Abbas, emret komutan!&#8221;der. - Nerelisin Abbas? - Memleket Mardin, kaza Midyat komutan. - Abbas benim emir erim olur musun? - Sen bilir komutan! Abbas, Cahit Asteğmen’in evinin altındaki boş odaya taşınır ve kısa zamanda zekası vesıcakkanlığıyla komutanını etkiler. Sabahları erkenden kalkar, kahvaltısını hazırlar, kıyafetlerini ütüler, evin temizliğini yapar,yemeğini pişirir. * * * [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=820&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CAHİT Sıtkı askerliğini yaparken başından geçen bu ilginç öyküyü 1944 yılında bir gazeteciye anlatmış.</p>
<p>O da Cumhuriyet Gazetesi’ne yazmış.</p>
<div>Karşıyaka Lisesi eski edebiyat öğretmeni Yücel İzmirli de bana göndermiş.Yıl 1941&#8230; Cahit Sıtkı Edremit Burhaniye’de yedek subay.</p>
<p>Göreve gittiği gün bölük yazıcısından künye defterini ister. Defteri tararken Abbas oğluAbbas adı dikkatini çeker.</p>
<p>Eli sakat olduğu için çürüğe ayrılmış bir erdir Abbas&#8230;</p>
<p>Askeri çağırtır. İçeri yiğit bir er girer, selam çakıp &#8221;Abbas oğlu Abbas, emret komutan!&#8221;der.</p>
<p>- Nerelisin Abbas?</p>
<p>- Memleket Mardin, kaza Midyat komutan.</p>
<p>- Abbas benim emir erim olur musun?</p>
<p>- Sen bilir komutan!</p>
<p>Abbas, Cahit Asteğmen’in evinin altındaki boş odaya taşınır ve kısa zamanda zekası vesıcakkanlığıyla komutanını etkiler.</p>
<p>Sabahları erkenden kalkar, kahvaltısını hazırlar, kıyafetlerini ütüler, evin temizliğini yapar,yemeğini pişirir.</p>
<p>* * *</p>
<p>Akşam olunca çilingir sofrasını kurar, güzel mezeler yapar.</p>
<p>Komutan zamanla bu saf ve temiz Anadolu çocuğunu çok sever.</p>
<p>Akşamları demlenirken onunla dertleşir.</p>
<p>Böyle bir keyif gecesinde Abbas’a şöyle bir soru yöneltir:</p>
<p>- Sen İstanbul’u bilir misin Abbas?</p>
<p>- Bilir komutan.</p>
<p>- Orda bir Beşiktaş var bilir misin?</p>
<p>- Bilir komutan. Ben orda acemi birlikteydim.</p>
<p>- Orda benim bir sevgilim var&#8230; Sen bana kaçırıp onu getirir misin?</p>
<p>- Elbet komutan.</p>
<p>Sabah olur, Cahit Sıtkı bakar Abbas yeni asker kıyafetlerini giymiş, tıraş olmuş, sorar:</p>
<p>- Hayırdır Abbas, neden böyle hazırlık yaptın?</p>
<p>- Ben İstanbul’a gidecek komutan.</p>
<p>- Ne yapacaksın İstanbul’da?</p>
<p>- Sen söyledi. Ben gidecek sana sevgiliyi getirecek!</p>
<p>Şair duygulanır. Gözyaşlarını gizlemek için arkasını dönüp evden çıkar.</p>
<p>* * *</p>
<p>Akşam eve dönünce rakı sofrasını kurdurur ve Abbas’ı karşısına oturtur.</p>
<p>Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı alır kelemi káğıdı eline o sofrada ünlü şiirini yazar:</p>
<p>Haydi Abbas, vakit tamam;</p>
<p>Akşam diyordun işte oldu akşam.</p>
<p>Kur bakalım çilingir soframızı;</p>
<p>Dinsin artık bu kalp ağrısı.</p>
<p>Şu ağacın gölgesinde olsun;</p>
<p>Tam kenarında havuzun.</p>
<p>Aya haber sal çıksın bu gece;</p>
<p>Görünsün şöyle gönlümce.</p>
<p>Bas kırbacı sihirli seccadeye,</p>
<p>Göster hükmettiğini mesafeye</p>
<p>Ve zamana.</p>
<p>Katıp tozu dumanı,</p>
<p>Var git,</p>
<p>Böyle ferman etti Cahit,</p>
<p>Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;</p>
<p>Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.</p>
<p><a href="http://erginbay.wordpress.com"><img class="aligncenter size-full wp-image-879" title="ANA SAYFA'ya Dönmek İçin TIKLA..!" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg?w=390&#038;h=58" alt="" width="390" height="58" /></a></p>
</div>
<br />Posted in *seçtiğim yazılar, yazı-şiir/seçki Tagged: Cahit Sıtkı ve Abbas’ın öyküsü, Tufan TÜRENÇ <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/820/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/820/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/820/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/820/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/820/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/820/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/820/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/820/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/820/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/820/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/820/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/820/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/820/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/820/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=820&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/14/cahit-sitki-ve-abbas%e2%80%99in-oykusu-tufan-turenc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ANA SAYFA&#039;ya Dönmek İçin TIKLA..!</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Paul CELAN / BADEMLERDEN SAY BENİ</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/paul-celan-bademlerden-say-beni/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/paul-celan-bademlerden-say-beni/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 18:59:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Necdet]]></category>
		<category><![CDATA[BADEMLERDEN SAY BENİ]]></category>
		<category><![CDATA[Gertrude Durusoy]]></category>
		<category><![CDATA[Paul CELAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=812</guid>
		<description><![CDATA[  BADEMLERDEN SAY BENİ Say bademleri, say acı olanı, uyanık tutanı say, beni de onlara kat: Gözünü arardım hep, gözünü açtığında, sana kimselerin bakmadığı bir anda, örerdim ya o saklı, o gizli ipliği ben, ki onun üzerinde tasarladığın çiy'in testilere doğru kaydığı bir zamanda, yüreğe varamamış öz bir sözle korunan. Ancak böyle varırdın adına, senin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=812&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<div><span></p>
<pre><span><span>
<pre><span>
<pre><span style="font-family:Times;font-size:medium;">BADEMLERDEN SAY BENİ
</span>

<span style="font-family:Times;font-size:medium;">Say bademleri,
say acı olanı, uyanık tutanı say,
beni de onlara kat: 

Gözünü arardım hep, gözünü açtığında,
sana kimselerin bakmadığı bir anda,
örerdim ya o saklı, o gizli ipliği ben,
ki onun üzerinde tasarladığın çiy'in
testilere doğru kaydığı bir zamanda,
yüreğe varamamış öz bir sözle korunan. 

Ancak böyle varırdın adına, senin olan,
o şaşmaz adımlarla kendine yürüyerek,
savrulurdu çekiçler sanki bir çan kulesi
boşluğundaymış gibi senin suskunluğunun. 

Ölmüş olan o şey senin koluna girer
ve işittiklerin de seninle birleşirdi,
üç olup giderdiniz geceyi katederek. 

Beni de acı yap, acı yap beni.
Bademlerden say beni.

Paul CELAN</span>
<span style="font-family:Times;font-size:medium;">Çevirenler: Ahmet Necdet-Gertrude Durusoy</span></pre>
<div><span><br />
</span></div>
<p></span></pre>
<p></span></span></pre>
<p></span></div>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: Ahmet Necdet, BADEMLERDEN SAY BENİ, Gertrude Durusoy, Paul CELAN <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/812/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/812/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/812/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/812/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/812/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/812/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/812/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/812/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/812/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/812/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/812/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/812/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/812/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/812/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=812&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/paul-celan-bademlerden-say-beni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yorgo SEFERIS / DENİZE YAKIN MAĞARALARDA</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/yorgo-seferis-denize-yakin-magaralarda/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/yorgo-seferis-denize-yakin-magaralarda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 18:55:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat ÇAPAN]]></category>
		<category><![CDATA[DENİZE YAKIN MAĞARALARDA]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgo SEFERIS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=808</guid>
		<description><![CDATA[  DENİZE YAKIN MAĞARALARDA Denize yakın mağaralarda bir susuzluk duyarsın, bir aşk, bir coşku deniz kabukları gibi sert alır avucuna tutabilirsin. Denize yakın mağaralarda günlerce gözlerinin içine baktım, ne ben seni tanıdım, ne de sen beni. Yorgo SEFERIS Çeviren : Cevat ÇAPAN Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: Cevat ÇAPAN, DENİZE YAKIN MAĞARALARDA, Yorgo SEFERIS<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=808&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<div><span></p>
<pre><span><span>
<pre><span style="font-family:Times;font-size:medium;">DENİZE YAKIN MAĞARALARDA
</span>

<span style="font-family:Times;font-size:medium;">Denize yakın mağaralarda
bir susuzluk duyarsın, bir aşk,
bir coşku
deniz kabukları gibi sert
alır avucuna tutabilirsin.

Denize yakın mağaralarda
günlerce gözlerinin içine baktım,
ne ben seni tanıdım, ne de sen beni.

</span>
<span style="font-family:Times;font-size:medium;">Yorgo SEFERIS
</span>
<pre><span style="font-family:Times;font-size:medium;">Çeviren : Cevat ÇAPAN</span></pre>
</pre>
<p></span></span></pre>
<p></span></div>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: Cevat ÇAPAN, DENİZE YAKIN MAĞARALARDA, Yorgo SEFERIS <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/808/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/808/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/808/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/808/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/808/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/808/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/808/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/808/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/808/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/808/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/808/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/808/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/808/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/808/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=808&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/yorgo-seferis-denize-yakin-magaralarda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yannis RITSOS / YAĞMURDA</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/yannis-ritsos-yagmurda/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/yannis-ritsos-yagmurda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 18:49:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[Cevat ÇAPAN]]></category>
		<category><![CDATA[Yannis RITSOS]]></category>
		<category><![CDATA[YAĞMURDA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=804</guid>
		<description><![CDATA[YAĞMURDA Yağmurda yürüyor. Hiç acelesi yok. Islak parmaklıklar parlıyor. Gizli bir kızıllıkla kararmış ağaçlar. Ağılın bir köşesinde eski bir otobüs tekerleği. Mavi ev alabildiğine daha mavi. Hiçlik böyle aydınlanıyor demek. Taşlar düşüyor. Eller kapanıyor. Boş bir dosya yüzerek yaklaşıyor nehirde. Ama senin adın belki de dosyanın öbür yüzündedir. Yannis RITSOS Çeviren : Cevat ÇAPAN Posted [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=804&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<pre>YAĞMURDA

Yağmurda yürüyor. Hiç acelesi yok.
Islak parmaklıklar parlıyor. Gizli bir
kızıllıkla kararmış ağaçlar. Ağılın
bir köşesinde eski bir otobüs tekerleği.
Mavi ev alabildiğine daha mavi.
Hiçlik böyle aydınlanıyor demek. Taşlar
          düşüyor.
Eller kapanıyor. Boş bir dosya
yüzerek yaklaşıyor nehirde. Ama senin adın
belki de dosyanın öbür yüzündedir.

Yannis RITSOS

Çeviren : Cevat ÇAPAN

<a href="http://erginbay.wordpress.com"><img class="aligncenter size-full wp-image-879" title="ANA SAYFA'ya Dönmek İçin TIKLA..!" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg?w=390&#038;h=58" alt="" width="390" height="58" /></a></pre>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: Cevat ÇAPAN, Yannis RITSOS, YAĞMURDA <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/804/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/804/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/804/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/804/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/804/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/804/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/804/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/804/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=804&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/yannis-ritsos-yagmurda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ANA SAYFA&#039;ya Dönmek İçin TIKLA..!</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Pablo NERUDA / NÂZIM&#8217;A BİR GÜZ ÇELENGİ</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/pablo-neruda-nazima-bir-guz-celengi/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/pablo-neruda-nazima-bir-guz-celengi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 18:44:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[Ataol BEHRAMOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[NÂZIM'A BİR GÜZ ÇELENGİ]]></category>
		<category><![CDATA[Pablo NERUDA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=799</guid>
		<description><![CDATA[  NÂZIM&#8217;A BİR GÜZ ÇELENGİ Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız şimdi Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecek miyiz bir daha? Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız? Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu? Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=799&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<div>NÂZIM&#8217;A BİR GÜZ ÇELENGİ</p>
<p>Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız<br />
şimdi<br />
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecek<br />
miyiz bir daha?<br />
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız?<br />
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği<br />
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?<br />
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın<br />
bana<br />
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları<br />
Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar<br />
Düşerlerdi orada, uzakta,<br />
Yaşarken kendine seçtiğin<br />
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa</p>
<p>Sana Şili&#8217;nin kış krizantemlerinden bir demet sunuyorum<br />
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üstünde parıldayan<br />
Halkların kavgasını ve kavgamı benim<br />
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan&#8230;</p>
<p>Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da yalnızım<br />
sensiz<br />
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen yüzünden<br />
yoksun<br />
Dostluğumuzdan, bana ekmek olan,<br />
Rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan.</p>
<p>Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle<br />
Kuyu gibi kapkara zindanlardan<br />
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları<br />
Ellerinde izi vardı eziyetlerin<br />
Hınç oklarını aradım gözlerinde<br />
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin<br />
Yaralar ve ışıklar içinde</p>
<div>Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlar<br />
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya.<br />
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,<br />
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?<br />
Teşekkürler, böyle olduğun için! Teşekkürler o ateş için<br />
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.</p>
<p>Pablo NERUDA</p>
<p>Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU</p></div>
</div>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: Ataol BEHRAMOĞLU, NÂZIM'A BİR GÜZ ÇELENGİ, Pablo NERUDA <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/799/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/799/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/799/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/799/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/799/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/799/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/799/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/799/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/799/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/799/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/799/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/799/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/799/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/799/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=799&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/pablo-neruda-nazima-bir-guz-celengi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İLHAN BERK / HİKÂYE</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/ilhan-berk-hikaye/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/ilhan-berk-hikaye/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 12:30:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[HİKÂYE]]></category>
		<category><![CDATA[İLHAN BERK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=792</guid>
		<description><![CDATA[HİKÂYE Her şey bir gece içinde oldu Sabahleyin her şey tamamdı. Bu gördüğünüz gökyüzü İlk defa gelip yerini aldı Gökyüzünün gelmesiyleydi Dünyada büyük bir değişiklik oldu Mesela, ovalar daha o gün Yalnızlıklarını unutuverdiler Bu şimdi elsiz ayaksız gibi duran gece O zaman ağaca yürüyen bir su gibi geliyordu Gökyüzünün hemen arkasındandı Denizleri gördük Baktım bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=792&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
HİKÂYE</p>
<p>Her şey bir gece içinde oldu<br />
Sabahleyin her şey tamamdı.</p>
<p>Bu gördüğünüz gökyüzü<br />
İlk defa gelip yerini aldı</p>
<p>Gökyüzünün gelmesiyleydi<br />
Dünyada büyük bir değişiklik oldu</p>
<p>Mesela, ovalar daha o gün<br />
Yalnızlıklarını unutuverdiler</p>
<p>Bu şimdi elsiz ayaksız gibi duran gece<br />
O zaman ağaca yürüyen bir su gibi geliyordu</p>
<p>Gökyüzünün hemen arkasındandı<br />
Denizleri gördük</p>
<p>Baktım bir kuş ilk defa keyifli keyifli<br />
Baktım uçuyordu</p>
<p>Akşama doğruydu<br />
Bitkilerle, hayvanlarla merhabalaştık</p>
<p>Her şey yaşamaya hazırlanıyordu<br />
Her şey gelir gelmez hayatlarını</p>
<p>Himalaya&#8217;lar, Ant&#8217;lar, Erciyeş&#8217;ler<br />
Bir daha kımıldamamak üzere yerleşiyorlardı</p>
<p>Herkes aklından geçirdiği kadar bir yeri<br />
Dünyada kolayca bulmuştu</p>
<p>Gökyüzünde, yerde<br />
Her ağacın, her taşın bir yeri vardı</p>
<p>Hatırlarım küçük kirli bir bulut<br />
Durmuş olup bitenleri seyrediyordu</p>
<p>Dünyaya niçin bu kadar geç geldiğini<br />
Elinde olsa tutup soracaktı</p>
<p>Şimdi bu geceyi, bu yıldızları fevkalade buluyorsunuz ama<br />
Bu hiç de kolay olmadı</p>
<p>En başta, başı boş atlar gibiydi nehirler<br />
Bu şiire girmeden önce</p>
<p>Her şey yerini alıyordu sırası geldikçe<br />
İlhan Berk bütün bunları görüyordu.</p>
<p>İLHAN BERK</p></div>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: HİKÂYE, İLHAN BERK <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/792/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/792/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/792/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/792/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/792/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/792/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/792/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/792/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=792&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/ilhan-berk-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN / SEVİ ŞİİRİ</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/umit-yasar-oguzcan-sevi-siiri/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/umit-yasar-oguzcan-sevi-siiri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 12:21:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN]]></category>
		<category><![CDATA[SEVİ ŞİİRİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=788</guid>
		<description><![CDATA[SEVİ ŞİİRİ Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak Ben senin en çok gözlerini sevdim [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=788&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
SEVİ ŞİİRİ</p>
<div>Ben senin en çok sesini sevdim<br />
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi<br />
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren<br />
Bana her zaman dost, her zaman sevgili</p>
<p>Ben senin en çok ellerini sevdim<br />
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak<br />
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde<br />
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak</p>
<p>Ben senin en çok gözlerini sevdim<br />
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil<br />
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar<br />
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil</p>
<p>Ben senin en çok gülüşünü sevdim<br />
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran<br />
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri<br />
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman</p>
<p>Ben senin en çok davranışlarını sevdim<br />
Güçsüze merhametini, zalime direnişini<br />
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında<br />
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini</p>
<p>Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim<br />
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini<br />
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada<br />
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini</p>
<p>Ben senin en çok bana yansımanı sevdim<br />
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni<br />
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim<br />
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni&#8230;</p>
<p>ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN</p></div>
<div></div>
</div>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN, SEVİ ŞİİRİ <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/788/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/788/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/788/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/788/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/788/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/788/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/788/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/788/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/788/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/788/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/788/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/788/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/788/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/788/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=788&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/umit-yasar-oguzcan-sevi-siiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SUNAY AKIN / MİĞFER</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/sunay-akin-migfer/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/sunay-akin-migfer/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 12:13:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[MİĞFER]]></category>
		<category><![CDATA[SUNAY AKIN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=780</guid>
		<description><![CDATA[MİĞFER    Yağmur sinmiş toprağa usulca geceden   su içiyor göçmen kuş   ölü bir askerin   ters dönmüş miğferinden     Çok yaşamayı diliyor   siperlerin içinde   birbirlerine askerler   hapşırık sesi   beklemeden     Korkulacak bir şey   olmazdı gözlerinde   belki ölmek   onca silah sesinden   kaçmasaydı kuş telaşlı ve ürkek     SUNAY AKIN Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: MİĞFER, SUNAY [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=780&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">MİĞFER </p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">Yağmur sinmiş toprağa</p>
<p class="MsoNormal">usulca geceden  </p>
<p class="MsoNormal">su içiyor göçmen kuş  </p>
<p class="MsoNormal">ölü bir askerin  </p>
<p class="MsoNormal">ters dönmüş miğferinden  </p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">Çok yaşamayı diliyor  </p>
<p class="MsoNormal">siperlerin içinde  </p>
<p class="MsoNormal">birbirlerine askerler  </p>
<p class="MsoNormal">hapşırık sesi  </p>
<p class="MsoNormal">beklemeden  </p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">Korkulacak bir şey  </p>
<p class="MsoNormal">olmazdı gözlerinde  </p>
<p class="MsoNormal">belki ölmek  </p>
<p class="MsoNormal">onca silah sesinden  </p>
<p class="MsoNormal">kaçmasaydı kuş</p>
<p class="MsoNormal">telaşlı ve ürkek  </p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">SUNAY AKIN</p>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: MİĞFER, SUNAY AKIN <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/780/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/780/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/780/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/780/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/780/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/780/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/780/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/780/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/780/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/780/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/780/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/780/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/780/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/780/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=780&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/sunay-akin-migfer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>AHMET TELLİ / PASAPORT KAHVESİ</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/ahmet-telli-pasaport-kahvesi/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/ahmet-telli-pasaport-kahvesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 12:03:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET TELLİ]]></category>
		<category><![CDATA[PASAPORT KAHVESİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=774</guid>
		<description><![CDATA[  PASAPORT KAHVESİ  Kıyıda, taşın üstünde  oturmuş denize bakıyor  Kimse konuşmuyor onunla  ne rüzgâr ne de izmir Gün bitiyor ve lacivert  sözcükler çekiliyor  susuşların ipek ağıyla Az ötede pasaport kahvesi  - Gel, bir bardak çay içelim  diyor bütün gün beklenen Bulut suya değiyor  su zamana  ve yalnız çakıltaşları  değil aşınmakta olan Batık bir gemi  gibi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=774&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">PASAPORT KAHVESİ </p>
<p class="MsoNormal">Kıyıda, taşın üstünde <br />
oturmuş denize bakıyor <br />
Kimse konuşmuyor onunla <br />
ne rüzgâr ne de izmir</p>
<p class="MsoNormal">Gün bitiyor ve lacivert <br />
sözcükler çekiliyor <br />
susuşların ipek ağıyla</p>
<p class="MsoNormal">Az ötede pasaport kahvesi <br />
- Gel, bir bardak çay içelim <br />
diyor bütün gün beklenen</p>
<p class="MsoNormal">Bulut suya değiyor <br />
su zamana <br />
ve yalnız çakıltaşları <br />
değil aşınmakta olan</p>
<p class="MsoNormal">Batık bir gemi <br />
gibi uzaklaşırken ordan <br />
yakamozlar kalıyor geride <br />
balkıyan acılar gibi</p>
<p class="MsoNormal">Eskiyen neydi günboyu <br />
yaşanan neydi <br />
hangi bıçağı biledi deniz</p>
<p class="MsoNormal">Işıklar sönüyor kıyıda <br />
ve burkulan bir yürekle <br />
çekip gidiyor bu kentten </p>
<p class="MsoNormal">AHMET TELLİ</p>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: AHMET TELLİ, PASAPORT KAHVESİ <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/774/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/774/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/774/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/774/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/774/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/774/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/774/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/774/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/774/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/774/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/774/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/774/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/774/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/774/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=774&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/ahmet-telli-pasaport-kahvesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>CEMAL SÜREYA / GÜL</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/cemal-sureya-gul/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/cemal-sureya-gul/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 11:53:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[CEMAL SÜREYA]]></category>
		<category><![CDATA[GÜL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=767</guid>
		<description><![CDATA[GÜL Gülün tam ortasında ağlıyorum Her akşam sokak ortasında öldükçe Önümü arkamı bilmiyorum Azaldığını duyup duyup karanlıkta Beni ayakta tutan gözlerinin Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum İstasyonda tiren oluyor biraz Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum Her nasılsa sokağa [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=767&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>GÜL</p>
<p>Gülün tam ortasında ağlıyorum</p>
<p>Her akşam sokak ortasında öldükçe</p>
<p>Önümü arkamı bilmiyorum</p>
<p>Azaldığını duyup duyup karanlıkta</p>
<p>Beni ayakta tutan gözlerinin</p>
<p>Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum</p>
<p>Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz</p>
<p>Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum</p>
<p>İstasyonda tiren oluyor biraz</p>
<p>Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım</p>
<p>Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum</p>
<p>Her nasılsa sokağa düşmüş</p>
<p>Kolumu kanadımı kırıyorum</p>
<p>Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı</p>
<p>Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene</p>
<p>CEMAL SÜREYA</p>
<p><a href="http://erginbay.wordpress.com"><img class="aligncenter size-full wp-image-879" title="ANA SAYFA'ya Dönmek İçin TIKLA..!" src="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg?w=390&#038;h=58" alt="" width="390" height="58" /></a></p>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: CEMAL SÜREYA, GÜL <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/767/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/767/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/767/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/767/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/767/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/767/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/767/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/767/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/767/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/767/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/767/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/767/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/767/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/767/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=767&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/cemal-sureya-gul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://erginbay.files.wordpress.com/2009/03/ana-sayfa.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ANA SAYFA&#039;ya Dönmek İçin TIKLA..!</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>AHMED ARİF / ONUR DA AĞLAR</title>
		<link>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/ahmed-arif-onur-da-aglar/</link>
		<comments>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/ahmed-arif-onur-da-aglar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 11:44:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>erginbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[*seçtiğim şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[yazı-şiir/seçki]]></category>
		<category><![CDATA[AHMED ARİF]]></category>
		<category><![CDATA[ONUR DA AĞLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erginbay.wordpress.com/?p=762</guid>
		<description><![CDATA[ONUR DA AĞLAR        Gözlerinin pınarında      Bir bulut,      Boşandı boşanacak      Nerdeyse.      Aklımdan geçenleri      Okuyorsun su gibi.      Dünya gördü      Bizi boğazladılar&#8230;        Tutma gözyaşlarını      Onur da ağlar&#8230;      Bırak yıkansın gökyüzü,      Lacivert, yeşil, altın      Işıkları günbatının.      İşte şafaktayız gene      Çırılçıplak      Ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=762&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">ONUR DA AĞLAR</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Gözlerinin pınarında</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Bir bulut,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Boşandı boşanacak</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Nerdeyse.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Aklımdan geçenleri</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Okuyorsun su gibi.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Dünya gördü</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Bizi boğazladılar&#8230;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Tutma gözyaşlarını</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Onur da ağlar&#8230;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Bırak yıkansın gökyüzü,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Lacivert, yeşil, altın</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Işıkları günbatının.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     İşte şafaktayız gene</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Çırılçıplak</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Ve mavi.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     İşte sanki dağ yeli</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Ve işte sanki meltem&#8230;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Kimse toz konduramaz</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Kesip attığımız tırnağa bile.         </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Sen en güzel kızısın </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Bütün galaksilerin</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Bense tözüyüm artık </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Akkor tözüyüm      </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Prometheus&#8217;u yakan</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Kara sevdanın&#8230;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Ne alnımızda bir ayıp</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Ne koltuk altında</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Saklı haçımız</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Biz bu halkı sevdik</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Ve bu ülkeyi.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     İşte bağışlanmaz</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">     Korkunç suçumuz&#8230;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;">AHMED ARİF</p>
<br />Posted in *seçtiğim şiirler, yazı-şiir/seçki Tagged: AHMED ARİF, ONUR DA AĞLAR <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/erginbay.wordpress.com/762/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/erginbay.wordpress.com/762/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/erginbay.wordpress.com/762/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/erginbay.wordpress.com/762/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/erginbay.wordpress.com/762/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/erginbay.wordpress.com/762/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/erginbay.wordpress.com/762/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/erginbay.wordpress.com/762/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/erginbay.wordpress.com/762/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/erginbay.wordpress.com/762/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/erginbay.wordpress.com/762/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/erginbay.wordpress.com/762/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/erginbay.wordpress.com/762/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/erginbay.wordpress.com/762/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=erginbay.wordpress.com&amp;blog=6764699&amp;post=762&amp;subd=erginbay&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://erginbay.wordpress.com/2009/03/13/ahmed-arif-onur-da-aglar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/98e5a07fe16fda9c07f8776739c48a30?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erginbay</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
